| KESK | ||
| SENDİKAL BİRLİK BÜLTENİ | ||
| Mart 2003, Sayı: 2 | ||
KESK Sendikal Birlik 2 Mart 2003 tarihinde toplanarak, KESK tarafından 22-23 Şubat tarihlerinde 19 ilde yapılan Bölge Toplantılarını değerlendirmiştir. Bölge toplantılarına katılan KESK’e bağlı sendikaların temsilcilerinin üzerinde yoğunlaştığı konular iki ana başlıkta toplanmaktadır. Bunlar KESK’in genel kurul sonrası genel durumu ile emekçilere dayatılan ekonomik, sosyal ve siyasal saldırılara karşı mücadeleye ilişkin beklentilerdir. Sendikal Birlik, KESK’e ve sürece ilişkin tespitlerini bölge toplantılarının yapıldığı tüm illerde dile getirmiştir. Bu tespitleri aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkündür. KESK genel kurul kararlarına rağmen kurumsallaşma konusunda gerekli adımları atamamıştır. KESK genel merkezi Ankara’ya taşınmadığı için pratikte bir çok aksama yaşanmaktadır. Hükümet ve parlamento ile yapılan görüşmeler, bağlı sendikalarla yürütülen tüzüksel toplantılar ve eylemlerin hayata geçirilmesinde Yönetim Kurulu üyeleri bir arada bulunamadığı gibi bu durum ekonomik olarak da giderleri artırıcı rol oynamaktadır. Ayrıca genel kuruldan 10 ay geçmesine karşın mali bilanço çıkarılmamıştır. KESK gelirlerini sağladığı üye sendikalara karşı gelir gider cetvelini düzenli göndererek bilgilenme eksiği ortadan kaldırılmalıdır. İşverenle ilk kez yürütülen toplu görüşmeler başarılı sayılamaz. Önümüzdeki dönem TİS masasından güçlü çıkmak için her sekreterliğin uzman kadrolarla desteklenmesi, üyelerin ve kamu çalışanlarının kazanım elde etmesini ve örgütün nicel büyümesini sağlayacaktır. KESK hükümetle yapılan görüşmelerde net bir tutum takınmalı, içeride başka dışarıda başka tutum alındığı izlenimi verilmemelidir. Örgütü temsil eden genel başkan bu konuda daha fazla duyarlı davranmalıdır. Eylem ve etkinlikler kadroları yoran, birbirini tekrar eden, kitleselleşmeyen, belirli siyasal merkezlerin taleplerini gündeme çıkaran tarzdan kurtarılmalıdır. Eylemler üye iradesini yansıtan kararlar olmalı, amaca ulaşmak için işyeri sendikacılığına dönülerek; sendikal faaliyetler ve eylemlilikler işyerini esas alacak şekilde dönemsel olarak planlanmalıdır. Eylem kararları alınmadan toplumsal muhalefetin diğer unsurlarının destek yerine katılımının sağlanması için her türlü çabanın gösterilmesi gereklidir. Emek Platformu Türkiye halkının karşı karşıya olduğu sorunlar göz önüne alındığında birlikte olunması zorunluluğu vardır. Hiçbir örgüt diğerini dışlamaya değil daha çok emekçilerin çıkarlarının korunması için daha fazla özen gösterilmelidir. Emek örgütleri yanında esnaf ve çiftçi örgütleriyle genişletilmelidir. Kamu çalışanlarının hala büyük bir kısmı örgütsüzdür. Toplu görüşmeler açısından yetkili olmak bir anlam ifade etmese de çalışanların güven duyması ve mücadele içine çekilmesi açısından son derece önemlidir. Öyle ki yetki alamayan sendikalar kendilerini sorgulamadan kolay yola kaçarak bakanlıkların MHP’de olmasına bağlamışlar ve kitlelerle buluşamamışlardır. Üye olmayı engelleyen bir başka faktör de her seçim döneminde izlenen politikalardır. Seçim sürecinde sendikal bağımsızlık ilkesi hiçe sayılarak üyelerin belirli partilere yönlendirilmesi, üyelerin büyük bir kısmının dünya görüşünü ifade eden sosyal demokrat partilere ağır ifadelerle oy verilmemesinin istenmesi KESK yönetimine duyulan güveni sarsmıştır. Bu durum KESK’e bağlı sendikaların büyümesini ve yetki almasını zorlaştırmaktadır. Irak’a karşı yürütülen operasyon Türkiye’nin işgaline dönüşmektedir. Yüzyılın başında emperyalist işgal ve parçalanma yeni bin yılın başında tamamlanmak istenmektedir. ABD’nin bölgeye karşı yeni şekillendirme arzularının önüne geçmek için bölgede gerçekleşecek savaş durdurulmalıdır. 1 Martta Ankara’da yapılan miting ve tezkerenin reddi halkın bağımsızlık iradesinin dışa vurumudur. Ancak AKP iktidarı ABD ile öylesine içselleşmiştir ki uydu hükümet pozisyonunu gizlemeye gerek duymamaktadır. Tezkere reddedilmiş ancak ABD işgal kuvvetleri ülkemiz limanlarını, havaalanlarını, kara ve demiryollarını kullanarak bölgeye yığınak yapmaktadır. Ülkemizin ve halkımızın çıkarlarını göz önünde tutmak yönetenlerin en temel görevidir. ABD bölgedeki enerji kaynakları üzerindeki egemenliğini sağlayınca geride yüzyıllardır barış içinde kardeşçe yaşayan komşu halkların birbirini boğazlaması tehlikesi ortadadır. “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi doğrultusunda “Irak’ta savaşa hayır” ısrarla savunulmalı, Türkiye’nin asker göndermesine karşı çıkarken ABD’nin farklı etnik ve kültürleri Türkiye’ye karşı kışkırtması görmezden gelinmemeli ve iç savaşa yol açacak şovenist politikalar püskürtülmelidir. Devleti küçültme aldatmacası hızlandırılarak; kamuyu yeniden yapılandırma politikaları ve girişimleri 58.ve59.AKP hükümetleri tarafından somutlaştırılmıştır. Kamu emekçilerinin başta iş güvencesi olmak üzere çalışma koşullarının kuralsızlaştırıldığı, performansa dayalı ücretlendirmenin getirildiği, 657 yerine sözleşmeli personel statüsüyle işçileştirmenin dayatıldığı, kamu çalışanlarının büyük bir kısmının sendikasız ve örgütsüz kalacağı, IMF ve DB patentli sosyal devlet anlayışına aykırı uygulamalara şiddetle karşı çıkılmalıdır. Buna zemin hazırlayacak girişimler birkaç yıldır Milli Eğitim Bakanlığı. ve Sağlık Bakanlığı’nda uygulanmaktadır. Özellikle Mili Eğitim Bakanlığı’nda 5000 yeni sözleşmeli öğretmen alınması kararlaştırılmıştır. Kamu hizmetleri yalnızca üretenleri değil; hizmeti alanları da ilgilendirmekte olduğu için bu politikalara karşı tüm kesimlerle buluşularak öncelikle mevcut kazanımlar korunmalı ve sosyal devletin tam anlamıyla gerçekleştirilmesi mücadelesi yürütülmelidir. Kamu çalışanları açısından 657’nin anti demokratik ve yasaklayıcı maddelerine karşı olunmalı ancak, iş güvencesi, sosyal güvenlik, emeklilik gibi temel güvenceleri yok edecek değişiklik girişimlerini engellemek için üstün çabalar harcanmalıdır. 2003 bütçesi yıkım bütçesidir. İlk 3 ayda yapılan geçici bütçeden sonra AKP’yi ifade eden asıl bütçede göze çarpan temel özellik yatırıma, eğitime, sağlığa ve personele ayrılan payların kısıldığı faizlere ayrılan payın artırıldığını görüyoruz. Hükümet savaş naraları arasında halktan kaçırdığı bütçeyi IMF’nin onayından sonra meclise indirerek hızla yasalaştırmaya çalışmaktadır. KESK eğitim ve sağlık gibi temel hizmetler ile kamu çalışanlarının yaşam koşullarını iyileştirecek ücret için toplumsal dinamikleri buluşturarak mücadele etmelidir. Hükümet savaşa girme karşılığında ABD’den gelecek paralara ümidini bağlamanın yanında; zam ve ek vergilerle halkın boğazına sarılmayı kurtuluş olarak görmektedir. Savaşın başlamasıyla birlikte muhalefetin ve demokratik hakların askıya alınacağının işaretleri görülmektedir. KESK önümüzdeki dönemin sıcaklığını bilerek yalnızlaşmaya neden olacak girişimlerden kaçınmalıdır. Ayrıca AKP’nin meclis çoğunluğunun halk çoğunluğu olmadığı bilinciyle hareket edilerek KESK’in başını çektiği, çalışanları ve diğer yoksul kesimleri temsil eden muhalefetin, meclis muhalefetiyle buluşması sağlanmalıdır. KESK Sendikal Birlik olarak; kamu çalışanlarının ezici çoğunluğunun sendikalarımızda örgütlenmesinin koşullarının oluşturulmasını yakın hedeflerimizden biri sayıyoruz. Bununla birlikte çalışma koşullarının çalışma barışını geliştirecek demokratikliğe dönüştürülmesi ve çalışma yaşamının sendikal hakların kullanıldığı ve özgür toplu pazarlık sistemine geçişin sağlanması için tüm emek örgütleriyle işbirliği yapılmasını savunuyoruz. KESK SENDİKAL BİRLİK YÜRÜTMESİ |