3. OLAĞAN GENEL KURULUNA GİDERKEN
KESK'İN İHTİYAÇLARI

Kamu Emekçileri sendikal mücadelesinde en önemli yere sahip olan KESK'in 3. Olağan Genel Kurulunu 25-28 Ocak 2001 tarihlerinde yapıyoruz. Genel Kurulumuzdan sorunlarını çözmüş, daha güçlü bir KESK olarak çıkmak zorundayız.

İçinde yaşadığımız süreç, emekçilerin baskı altına alındığı; ekonomik, sosyal, siyasal hakların çiğnendiği bir dönemdir. Sermaye, Yeni Dünya Düzeni (YDD) patentli saldırı araçları ile bir yandan var olan haklarımıza saldırırken, diğer yandan bu saldırıları geri püskürtmek için ortaya koyduğumuz örgütlü gücümüz olan sendikalarımızı etkisiz kılmaya, yok saymaya çalışmaktadır.

Ülkemizde bu saldırılara karşı koyabilmek için güçlü, aynı zamanda da dinamik bir KESK'e ihtiyaç vardır. Bu anlamda kamu emekçilerini bir çatı altında toplaması gereken KESK'in görev ve sorumluluğu daha da artmıştır.

Genel Kurulumuzu, bu sorumluluk içinde gerçekleştirmeliyiz. Grupsal tercihlere mahkum olmadan, KESK'in ihtiyaçları noktasından bakarak, örgütümüzün yapılanma ve işleyişindeki temel sorunları çözme iradesini ortaya koyabilmeliyiz. KESK'in de, kamu emekçilerinin de böyle bir iradeye ihtiyacı vardır.

Bunun için;

KESK’in merkezi Ankara’ya taşınmalıdır.

KESK’e bağlı bütün sendikaların işvereni, merkezi olarak Ankara’dadır. KESK’e bağlı sendikaların çoğunluğunun genel merkezi de Ankara’dadır. Üstelik KESK yöneticileri çalışmalarını doğal olarak Ankara’da yoğunlaştırmaktadır. Ancak KESK İstanbul’dadır.

Şayet KESK kendisine işverenle (toplu sözleşme vb.) muhatap olmak gibi bir hedef koyuyorsa ki koymuş olmalıdır. Sadece bu hedef bile KESK’in Ankara’da olması için yeterli nedendir. Bugünkü anlaşılmaz durumdan kurtulmak; KESK’in sorumluluklarını yerine getirmesini kolaylaştırmak için KESK Ankara’ya taşınmalıdır.

GYK Modeli KESK için yanlıştır.

KESK, Genel Yönetim Kurulu (GYK) modeli ile yönetilemez. Bugüne kadar da gerektiği gibi yönetilememiştir.

Çünkü;

  • GYK, sorumsuz ama yetkilidir.
  • Kararların uygulayıcısı Merkez Yönetim kurulu (MYK)’dır. Ama MYK’nın uygulanacağı karar GYK’da alınmaktadır.
  • “Davul başkasının, tokmak bir başkasının elindedir”
  • Demokratik örgütlenmelerde her birimin yetkileri kadar sorumluluğu da olmalıdır. GYK’nın karar alma yetkisi vardır, ancak sorumluluk MYK’nındır.
  • 91 kişilik GYK üyelerinin büyük çoğunluğu sendika tüzel kişiliklerini temsil etmemektedir. Aksine, GYK sendikalarımızdaki grupların gelişen ittifaklara göre temsili olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun doğal sonucu olarakta GYK sendika tüzel kişiliklerinin getirdiği önermeler yerine, grup temsilcilerinin, grupları adına getirdikleri önermeleri tartışıp, grupları tatmin edecek kararlar almaktadır. Üstelik bu durum herhangi bir dönemdeki GYK üyelerinin kişilikleri, tercihler vb. bağımsızdır. GYK modelinin doğal sonucudur. Sorun modeldedir.
  • GYK modeli sendikal örgütlenmenin doğal hiyerarşisine aykırıdır.
  • KESK’in bağlı sendikalarının herhangi bir üyesi GYK’ya seçilerek, kendi sendikasının genel yönetiminin daha üstünde bir karar organında görev alabilmektedir. Bunun hiçbir demokratik işleyişte yeri yoktur.
  • GYK, 91 kişilik üye sayısıyla da gerçekçi işleyebilir bir model değildir.
  • KESK, GYK’sı bugüne dek toplantılarını ortalama % 50 katılımla yapabilmiştir. Bu model üye sayısıyla da hantal olup üretken ve pratik değildir.
  • Sonuç olarak GYK siyasi grupların ihtiyaçları üzerinden, siyaseten üretilmiş bir modeldir. Sendikal üretimler yapamamaktadır. KESK'in sendikal modellere ihtiyacı vardır.

Şubeler Platformunun işleyişi yanlıştır.

Bu yapı özellikle sendika genel merkezlerinin bulunduğu illerde (Ankara, İstanbul) genel merkezlerin önüne geçen bir işleyişe sahiptir. Örgütsel hiyerarşiyi hiçe saymakta, zaman zaman KESK ve Sendika genel merkezlerinden bağımsız kararlar alabilmektedir. Hele bu yapıyı KESK'in illerdeki ayağı şekline sokmak, resmen sendika genel merkezlerini by-pass etmektedir.

Şubeler Platformu karar organı olmamalıdır. Sadece kendi birimlerinde genel merkezler ve KESK'in kararlarını organize görevi ile sınırlı olmalıdır.

Peki ne yapılmalıdır?

Çözüm açıktır. GYK modeli terk edilmeli; KESK, sendika tüzel kişilikleri üzerine oturmalıdır. Bunun yolu sendika genel başkanlarından oluşan “Başkanlar Kurulu” modelidir. Başkanlar Kurulu KESK’in bugünkü yapısal sorunlarını çözebilecek sendikal örgütlenmenin doğasına en uygun modeldir.

KESK Tüzüğü, diliyle, yazılan hedefleri ve sistematiğiyle bir Konfederasyon Tüzüğü olmaktan uzaktır. Bu nedenle tüzüğe ilişkin sorunlar orasından burasından bir cümle, ya da iki kelime değiştirmekle çözülemez. Gelinen bu noktada KESK’in ihtiyaçlarına yanıt verecek bir tüzük yeni baştan yazılmalıdır.

KESK, bu Genel Kurulunda yukarıda belirttiğimiz yapılanma sorunlarını gidermiş, Kamu Çalışanları arasında sendikal birliği sağlamaya yönelmiş, geleceğe güvenle bakabilen güçlü bir Konfederasyon yapısıyla çıkabilir. Bu durum, kimsenin dar grup çıkarlarına feda edemeyeceği kadar önemlidir. Sorumluluk hepimizin, başarı da hepimizin olacaktır.

Sendikal Birlik

Bu belgenin Winword formatında sıkıştırılmış halini elde etmek için tıklayınız