|
Türkiye’de sendikacılık tarihi pek eski değildir. Hele “kamu çalışanları” sendikaları geçmişi daha da kısadır. Ülkemizde ilk kamu çalışanları sendikası 1965’te kurulmuş ve varlığını 1971’e kadar sürdürmüştür. 1971’den sonra kamu çalışanlarının sendika kurmaları yasaklanmış, bunun üzerine kamu çalışanları haklarını aramayı ve sendika hakkı elde etmeyi dernekler aracılığıyla sürdürmeye çalışmışlardır. Bu dernekler de 12 Eylül’le birlikte ortadan kaldırılmıştır. 1982 Anayasası’nın ilk şeklinde kamu çalışanlarının sendika kurmasını yasaklayan bir hüküm olmadığı anlaşılınca, 12 Eylül sonrası ilk kamu çalışanları sendikası olan Eğitim-İş ve ardından başka kamu çalışanları sendikaları kuruldu. Ancak Anayasanın yasaklamamasına karşın yasal güvencenin olmaması, ülkeyi yönetenlerin kamu alanında sendikalar istememesi ve demokratik haklara hoş görüyle bakmaması bu sendikaların varlıklarını sürdürmelerinde zor sayılabilecek bir sürecin yaşanmasına neden oldu. Türkiye ilk kez sosyal mücadele batı tipi bir olguyla tanıştı. Şöyle ki; önce sosyal isteğe denk düşecek yapı ve kurum, sosyal bir güç tarafından oluşturulmuş (kamu çalışanları sendikaları), ardından da devlet bu yapı ve kurumlara yasal çerçeve ve kurallar getirmek zorunda kalmıştır. Geriye dönülmez olan bu olgu, içinde çok sayıda kamu çalışanları sendikaları ve bir de kamu çalışanları sendikaları yasasını barındırmaktadır. Ancak, yaşanan bu toplumsal süreçle, ülkemizdeki sendikal yapılanma arasında bir çelişki/terslik söz konusudur. Şöyle ki: KESK ve KESK’ e bağlı sendikaların dışında kalan kamu çalışanları sendikalarının hemen hepsi kamu sendikalarının oluşum sürecinde yer almadılar, ne zaman ki kamu çalışanları sendikaları ülkemizde toplumsal bir olgu oldu, bu sendikalar o zaman ortaya çıktı. Bu sendikaların önemli bir bölümünün kurucuları ve yöneticileri kamu çalışanlarının sendikalaşma sürecinde verilen mücadelenin karşısında yer almışlardır. Bu duruma karşın kamu sendikalarının kurulması ve kurumsallaşması sürecini sürdürenlerin oluşturduğu sendikaların konfederasyonu olan KESK toplu görüşme yetkisi alamamış, bu sürecin dışında (belki de karşısında) olanlar yetki alabilmişlerdir. Sendikal Birlik Dergisi bu gerçekten yola çıkarak, hem bu durumu sorgulamak, hem de bu çelişkinin aşılması için yol göstermek ve katkıda bulunmak için yayın hayatına başlamaktadır. Bu tespitimiz ne KESK’e, ne de KESK’e bağlı sendikalara alternatif oluşturma amacı taşıdığımız anlamına gelmez. Çünkü KESK ve KESK’e bağlı sendikalar kamu çalışanları mücadelesinin ortak ürünüdür. Bu ürünün ortaya çıkması anlatılması zor emek ve çaba dolu bir süreç içinde gerçekleşmiştir. Diğer bir konu ise KESK biziz, biz ise KESK’in omurgasını oluşturan kitlenin; yani KESK’i kitleselleştiren tabanın temsilcisiyiz. Yapmak istediğimiz, hem Türkiye’deki sendikal kültürü geliştirmek, hem sendikal hareket süreci içinde yol gösterici ve açıcı olmak, hem de ülkemiz ve dünya pratiğini dikkate alarak önerilerde bulunarak sendikal gündeme katkı yapmaktır. Bunun için; sendikaların “kuruluş amaç”larının, “misyon”larının ve “perspektif”lerinin neler olması gerektiğinin çalışanlara tanıtılması ve gösterilmesi temel görevlerimiz arasında yer almaktadır. Söylenebilecek başka bir konuysa; sendikacılık bilgi, deneyimimiz ve sendikal becerilerimizin yetersizliğidir. Bu yetersizlikler örgütlenmeden tutun da sendikal amaçların, perspektiflerin ve misyonun tespitlerinde acemiliklere ve savrulmalara yol açmaktadır. Hatta bu yetersizlik zaman zaman (belki de çoğu zaman) sendikalara kendi işleri olmayan ve altından kalkamamasının da mümkün olmadığı görevler yüklemektedir. Bu tespitlere dayanarak ülkemizde sendikacılığın, oluşum sürecini tam anlamıyla tamamlamadığı gerçeğini çekinmeden söyleyebiliriz. Doğal olarak bu süreci sendikal anlayışta ayrışmaları, arınmaları ve yapılanma anlayışlarının farklılaşmasını doğurmaktadır. İşte bu süreçte, yaşanacaklara hazır olmak ve yanlışlar yapmamak için; olması gerekenlerle, olanlara bakıp ders alarak, dünyadaki deneyim ve bilgi birikimlerinden de yararlanarak, bunları kendi özel ve özgün koşullarımız içinde harmanlayıp, kendi deneyimlerimizi de ekleyerek sağlam, kitleselleşmiş, ne istediğini ve ne yaptığını bilen, amaçları açık olan ve mücadeleci bir sendika ve sendikal hareketin oluşmasının özlemini taşıyor ve KESK ve KESK bağlı sendikaların bu aşamaya erişmesine katkımız olsun istiyoruz. Bu derginin başka bir amacı da, geçmişin kronolojisini anlatmak ve tartışılarak sonuca bağlanmış konular üzerinde tartışmak yerine, aklın, bilimin ve mücadelenin ortaya çıkardığı deneyimin süzgecinden süzülerek gelen kurallaşmış ve tartışmasız olarak gerçek kabul edilen doğrular üzerinden hareket ederek, ülkemizdeki kamu çalışanları sendikacılığının daha ileri noktalara taşınması için neler yapılması gerektiği üzerinde çalışmalar yapıp görüşler ileri sürmektir. Yani Sendikal Birlik olarak şunu söylüyoruz; hem dünyadaki, hem de ülkemizdeki sendikal hareketin geçmişini, olumsuzlukları öne çıkarmadan ama, onlardan ders almış şekliyle pozitif bir yaklaşımla ele alıp yerli yerine oturtan bir tutum sergileyerek, tarihin bize sunduğu teori ve pratiği iyi kavrayan bir sendikacılık yapma gereğinin bilincindeyiz. Kısaca , sendikal hareketin temel doğrularını ya bu günden benimseyip rehber edinerek, doğru tez ve teorinin aydınlık yolunda ilerleyeceğiz, ya da bir takım saplantıların çıkmazında; yanlışta ısrar ederek “doğruyu” arayarak boşa enerji harcayarak ömür tüketeceğiz. İşte bunlardan yola çıkarak bu derginin amacının, sendikalarımızın ilke, iddia ve hedeflerinin gerekçelerini bu gerekçelerinin dayanaklarını açıklamak, ayrıca Sendikal Birlik çizgisinin sendikacılık yapma anlayışını bir kez daha vurgulamak olduğunu söyleyebiliriz. Sendikacılık alanının ihtiyaçlarına yanıt vermek; sendikal kültürü geliştirip yaygınlaştırmak; KESK’e bağlı işkollarındaki özlük, hukuki, sendikal eğitim konularındaki sorunları tespit edip, çözüm önerileri üretmek; sendikal bir tartışma ortamı açmak; Sendikal Birlik kültürünü, ilke, iddia ve hedeflerini yaygınlaştırma iddiasıyla yayın hayatına başlıyoruz. Bu işi yaparken Türkiye’de ve dünyada Sendikal Birlik şiarıyla; sendikal üslubumuzu bozmadan, sendikalarımızı ve sendika yöneticilerimizi karalamadan; konfederasyon ve sendikalarımızı daha da büyütmeyi amaçlayan, emek mücadelesinin önünü açıcı ve büyütücü bir tarzla sergileyeceğiz. 9 yıldır arkadaşlarımız tarafından Sendikal Birlik dergisinin çıkarılması istenilmekteydi. İlk sayıyı sendika yöneticilerimizin yazılarıyla çıkarıyoruz. Bundan sonra çıkacak dergilerimiz sizin önerilerinizle, göndereceğiniz yazılarla, sendikal süreç ve hukuki alandaki sorularınıza verilecek yanıtlarla gelişecektir. Aşağıda, Sendikal Birlik adına Nurettin Kaya imzasıyla, Nisan 1995 tarihinde yayınlanan ilk çıkış metnini yayınlıyoruz. Sevgilerimizle.
EĞİTİM-SEN'Lİ ARKADAŞLAR Bilindiği gibi eğitimci, büro elemanı, teknisyen, hizmetli ve diğer eğitim çalışanlarının örgütlenmesine öncülük eden Eğitim-İş ve Eğit-Sen birleşerek 27 Ocak 1995 tarihinde en büyük kamu çalışanları sendikası olan Eğitim-Sen'i yarattılar. Tüzüğümüze göre; 1 Mayıs'tan itibaren iş yerlerinden başlayarak seçimlerimizi yapacağız. Genel Merkez Kongremizin yapılacağı 21-23 Temmuz'a kadar olan dönem, hem kendi işkolumuz hem de kamu sendikacılığı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte üyelerin Eğit-Sen veya Eğitim-İş kökenli ve eski-yeni üye olmasına bakılmaksızın hepimize önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Sendikamızın geleceği, bu görev ve sorumluluklarımızı ne ölçüde yerine getireceğimize bağlıdır. Üzerimize düşen sorumluluğu öncelikle iş-yeri genel kurulunda duymalıyız. Çünkü; çalışmalarımızın başlangıç noktası işyerleridir. Bu bağlamda, Sendikal anlayışımızı ve ilkelerimizi belirtmek istiyoruz. A) TEMEL AMAÇLARIMIZ; • Gerçek demokrasiyi yaşama geçirmek istiyoruz. • İnsan temel hak ve özgürlüklerinden ödün vermeyeceğiz. • Toplu sözleşme ve grev hakkımızı mutlaka alacağız. • Eğitim çalışanlarına yeterli gelir, sosyal haklar ve daha iyi çalışma koşulları için mücadele edeceğiz. • Bilimsel, laik, demokratik, çevreyi koruyan, barıştan yana bir eğitim anlayışına sahibiz. • Kamu çalışanlarının siyaset yapma hakkını savunuyoruz. B) TEMEL SENDİKAL İLKELERİMİZ; • Örgütsel Bağımsızlık temeldir. • Eğitim Çalışanları arasında hiç bir ayrım gözetme-den tümünü tek ve güçlü sendikada örgütlemeliyiz. • Bürokratik değil, demokratik merkeziyetçilik • Hak almaya yönelik bir mücadele anlayışı sürdürülmelidir. • Tüm çalışanların ulusal ve uluslararası işbirliği ve dayanışması savunmaktadır. • Özlük ve meslek sorunlarımızı temel alan, ancak ülke sorunlarına da duyarsız kalmayan sendikacılık • Açık, katılımcı, saydam bir sendikacılık anlayışı C) EYLEM ANLAYIŞIMIZ; • Eylem amaç değil, hak alma aracıdır. • Eylemlerde amaç-araç ve risk uygunluğu olmalıdır. • Üyeleri ilgilendiren tüm kararların alınmasında ve uygulanmasında onların katılımı sağlanmalıdır. • İstemlerimizi çözüm önerileriyle beraber sunan bir eylem anlayışını benimsiyoruz. • Eylemlerimizde "haklılık ve meşruluk" esastır. Kamu Çalışanları Sendikalarının konfederasyonlaş-masındaki "belirsizlik" bir an önce giderilmeli, merkezi kamu çalışanları kurultayında Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu ile ilgili belirlenen takvime uygun olarak çalışmalara hız verilmelidir. Diyoruz ki; Yukarıda ana başlıklarla verdiğimiz anlayışımızı daha da geliştirerek ve ayrıntılandırarak sizlere ulaşacağız. Ancak bu dönemde özellikle iki noktayı vurgulamak istiyoruz: Üyelerimizin siyaset hakkını savunurken; örgütsel bağımsızlık ilkemizi titizlikle korumalıyız. Bunu söylerken politikayı ve politik yapıları kötülemek veya reddetmek düşüncesinde değiliz. Siyasal partilerle ya da partileşme sürecindeki politik odaklarla maksadı aşan ilişkilerin sergilenmesi, sendikal yapımızı sıkıntıya sokmaktadır. Bu duruma sessiz ve tepkisiz kalmak mümkün değildir. Çünkü örgütsel bağımsızlığın tartışma konusu olduğu bir sendikal yapıda, kitleselleşmeden söz edilemez. Her türlü karar sendikada alınmalı ve sendika organlarınca uygulanmalıdır. Hiç bir başka disiplin, sendika disiplininin önüne geçemez, yerini alamaz. Kuşku yok ki; şu aşamada en önemli hedefimiz toplu sözleşme ve grev hakkını kazanmaktır. Ancak bu hakkı kazanmanın yolu; kitleselleşme, kurumsallaşma ve demokratikleşmeden geçmektedir. Bu düzeye gelebilmemiz için örgütlenmeye ve örgüt içi eğitime hız verirken, temel istemlerimizi de elde etmeye yönelik eylem ve etkinliklerde bulunmalıyız. Bu noktada yukarıda belirttiğimiz eylem anlayışımıza uygun davranmamız gerekir. Eylemlerimizde, mücadeleyi veya uzlaşmayı mutlaklaştırmamalıyız. Çünkü mücadele ve uzlaşma birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Aslolan her bir mücadelenin lehimize bir uzlaşma ile sonuçlanmasıdır. Ancak, bu "uzlaşmacılık" değildir. Bir mücadele biter, başka yeni mücadeleler başlar. Sonuç olarak; EĞİTİM-SEN'i zayıflatacak ve geriletecek yaklaşımlara karşı çıkacağız. Amacımız; mevcut "oluşumlara" bir yenisini daha eklemek değil, sendikal anlayışımızı o "oluşumlar" da dahil olmak üzere büyük potansiyelimize açmaktır. Yukarıda belirttiğimiz ilkeleri hayata geçirmek üzere; sağlıklı, etkin bir EĞİTİM-SEN için, işkolumuzda "mümkün olan en geniş birliği" sağlamak için, geleceğe umutla ve güvenle bakabilmek için, benzer sendikal düşünceleri, yaklaşımları ve davranışları paylaşanlar birliklerini örmelidir. Bunları gerçekleştirmek için, işyerinden başlayıp, Genel Merkeze uzanan yolda çalışmalara etkin bir biçimde katılalım, birlikte davranalım, Sendikamız EĞİTİM-SEN'e omuz verelim. Nurettin Kaya. YAŞASIN EĞİTİM-SEN ! |
||
|
web:www.sendikalbirlik.net, e-posta: sendikalbirlik@sendikalbirlik.net |
||
|
Sendikal Birlik, Üç Aylık Sendikal Kültür Dergisi, Haziran 2004, Yıl 1, Sayı 1 |
||