SAMİ EVREN NE SÖYLÜYOR?

NE YAPIYOR?

KESK Genel Başkanı Sami Evren 23 Temmuz 2010 Tarihinde  ''Barışa Dayalı, Eşitlikçi, Özgürlükçü, Halkçı Ve Demokratik Yeni Bir Anayasa Talebimiz Gerçekleşinceye Kadar Mücadeleye Devam Edeceğiz'' başlığıyla bir basın açıklaması yapıyor. Açıklamada yapılan değerlendirmelerden kimileri aşağıya alınmıştır: ''. . . Bu nedenle değişikliklerin toptan oylatılması doğru değildir. Üstelik İsviçre'de cami meselesi ile ilgili konuşmasında Başbakan'ın da altını ısrarla çizdiği üzere temel hak ve özgürlükler referanduma sunulamaz.

Toplu sözleşme hakkı, kadınlara ilişkin pozitif ayırımcılık, adil yargılanma hakkı vb. düzenlemeler temel hak ve özgürlükler kapsamındadır. Bu nedenle referanduma götürülmemelidir Bu değişiklik paketinde demokratikleşme önündeki temel sorunlarımızın çözümünü önceleyen bir içerik yoktur.

Bu pakette çalışma yaşamının demokratikleştirilmesini sağlamaya yönelik bir düzenleme yoktur. Daha da önemlisi toplumun tüm kesimlerinin ortak talebi haline gelen yeni, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik anayasa ihtiyacı ötelenmektedir

Değişiklikle kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkına yer verilmiş gibi görünse de bu gerçekliği yansıtmamaktadır. Bilindiği üzere grev hakkı, toplu sözleşme hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.

Buna karşın, grev hakkımız anayasal güvenceye kavuşturulmadığı gibi; barışçıl bir çözüm yolu olan Uzlaştırma Kurulu kararlarına kesinlik kazandırılarak bu aşamada grev hakkımız fiilen ve hukuken yeni bir engelle karşı karşıya bırakılmak istenmiştir. Toplu sözleşme hakkı da fiilen kullanılamaz hale getirilmiştir.

AKP'nin yargının anti demokratik ve haklar aleyhine olan yapısının değiştirildiği şeklindeki propagandası da gerçeği ifade etmemektedir. ''

Sami Evren'in yaptığı basın açıklamasında Anayasa değişikliğine ilişkin bu açıklamalarına katılmamak mümkün değil. Eleştiriler biraz kibar olmuş. Çünkü bizim bildiğimiz Sami Evren'in üslubu daha farklıdır. Ama nedense AKP'ye biraz kibar davranmış. Tabi ki kendi taktiridir.

Ancak esas  sorun bu değildir. Madem durum Sami Evren'in yaptığı basın açıklamasında belirlediği gibi ise (belirlemeler eksiktir, kibardır ama doğrudur), 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak halk oylamasında KESK'in oyu EVET mi olmalıdır, HAYIR mı?

Kamu çalışanlarına bir hak yok, hatta grev hakkına ilişkin engelleme daha da pekiştiriliyor. Demokratikleşmeye ilişkin bir şey yok. Yargının yapısının değiştirileceğine ilişkin yapılmak istenenler bir propoganda ve  yalan. İşin doğal akışı bu belirlemeleri yapan Sami Evren'in açıklamalarının sonunda saydığımız nedenlerle biz KESK olarak bu pakete HAYIR diyoruz demesi gerekmez mi? HAYIR diyemiyor.

Bakın ne diyor?

''Genel yaklaşımımız ve değerlendirmemizi yukarıda ifade ettik. Üyelerimiz bu doğrultuda doğru tavrı sergileyecek siyasi bilince ve mücadele deneyimine sahiptir. ''

Eğer söz konusu basın açıklaması bu sözle noktalansa, yetersiz bulabilir, ama  farklı siyasi görüşten emekçileri bünyesinde barındıran bir örgüt olarak  genel başkan konumunda bulunan birinin açıklamasını anlamaya çalışır, anlayabilirdik. Oysa esas sorun bundan sonra başlıyor. Bakın açıklama nasıl devam ediyor. ? '' Somut olarak diyoruz ki, toplumsal sorunları çözmekten uzak AKP zihniyetini teşhir eden ve bunun üzerinden gerçek demokrasiyi savunan argümanlarımızı güçlendireceğiz. ''

Bildiğimiz kadarıyla bunun için öncelikle HAYIR demek gerekiyor. Ama HAYIR  demiyor, açıklama devam ediyor.

'' Aynı zamanda Ergenekoncu, darbeci, statükocu güçlerin egemenliğini artıracak siyasal zeminlere düşmeden bu kesimlere tereddütsüz tutum almak dün olduğu gibi bugün de görevimizdir. ''

İfade çok açık  aslında, Sami Evren diyor ki, bu Anayasa paketine HAYIR oyu vermek, Ergenekoncu, darbeci, statükocu güçlerin egemenliğini artırır, diyor. HAYIR oyu vermek, bu çevrelerin işine yarar, bu çevrelere hizmet eder vs diyerek lafı dolandırıyor. Aslında HAYIR oyu verenler, Ergenekoncudur, darbecidir, statükocudur diyebilse rahatlayacak. Bunu da açıkça söyleyemediği için ıkına-sıkına dolandırdığı ''Ergenekoncu, darbeci, statükocu güçlerin egemenliğini artıracak siyasal zeminlere düşmeden bu kesimlere tereddütsüz tutum almak dün olduğu gibi bu gün de görevimizdir. ''  lafı başka bir anlama gelmiyor.

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Sami Evren'e Fransa'da yapılan AB Anayasası oylamasında hangi siyasal yapıların hangi doğrultuda oy kullandıklarına bir kez daha bakmasını tavsiye ediyoruz. İşin bir başka yanı ise Sami Evren'in belirlemesiyle şayet HAYIR demek ''Ergenekoncu, darbeci, statükocu güçlerin egemenliğini artıracak zeminlere düşmek''se evet demek ya da boykot lafının arkasına sığınarak dolaylı evet demek, acaba sizleri hangi güçlerin egemenliğini artıracak zeminlere düşürecek hiç düşündünüz mü?

Maalesef KESK üyeleri bunu da gördü. Sami Evren bu açıklamayı yaparken, 12 Eylül'de yapılacak halk oylamasında,  genel başkanı olduğu örgütün üyelerinin, evet-hayır tercihleri konusunda bir araştırma, bir ön yoklama yaptırmış mıdır, araştırmayı bırakalım bir öngörüsü var mıdır acaba?

Biz görüşümüzü söyleyelim,  KESK  üyelerinin büyük çoğunluğunun HAYIR oyu vereceği gün gibi açıktır. Çeşitli illerdeki KESK Şubeler Platformları ve sendika şubelerinin açıklamaları ortadadır. 16. 08. 2010 tarihinde alel acele, gece, telefonlarla çağrı yapılarak toplanan Danışma Meclisi'nde sendikal anlayışlar tarafından ifade edilen görüşler ortadadır. (Eğitim Sen Genel Başkanı hariç, çünkü sayın başkan, ''esas olarak Anayasa paketine evet oyu  verilmesi gerektiğini'' ifade etmiştir. )

Daha toplu görüşmenin ilk günü ''Hemen şimdi toplu sözleşme isteyeceğiz yoksa toplantıyı terk edeceğiz diyerek'' toplantıya gidip, orada ''hükümet hazır değilse 12 Eylül'den sonra görüşmelere devam edebiliriz'' gibi ucube bir açıklama yapma kararı nerede, örgütün hangi organında alınmıştır? Elbette bu durum Sami Evren'e uygundur. Çünkü bu durum Sami Evren'in işlediği ilk gaf yada kırdığı ilk pot değildir. (Merak edenler Sendikal Birlik arşivini karıştırabilirler.)  Sami Evren hep gaf yapar arkasından örgüt toparlamaya çalışır.

Ancak bu dönem bir ilk yaşanmıştır. Bir genel başkan kendi örgüt üyelerinin çoğunluğuna ''Ergenekoncu'' deme anlamına gelecek sözler sarf edebilmiştir. Kendi üyelerine ''ergenekoncu, darbeci, statükocu'' demenin dünyada bir ilk olduğunu ve bunun da Sami Evren'e ait olduğuna inanıyoruz.

Konunun bir başka yanı ise şudur. Yapılan basın açıklamasının özeti yukarıda verilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda Anayasa paketine evet demek gerekir diyecek bir Allah'ın kulu varsa söylesin. Yani KESK'in açıklamasından  Anayasa paketine''Boykot'' veya  HAYIR çıkar. Ama kesinlikle evet çıkmaz. O zaman evet oyu verilmesi gerektiğini düşünen KESK üyeleri bu açıklamalara katılıyor mu katılmıyor mu?

Şu anda 12 Eylül 2010 Tarihinde yapılacak oylama artık sadece 26 maddelik bir Anayasa paketinin (sadece bu maddeler oylanıyor olsaydı da bize göre durum değişmezdi) oylanmasından öte bir anlam kazanmıştır. 12 Eylül'de yapılacak oylama AKP'nin 8 yıldır uyguladığı politikalara evet mi-hayır mı oylamasıdır. Pratik durum budur. Dolayısıyla emekten, emekçiden, demokrasiden yanayım, sol'da duruyorum diyen hiç kimse bu pakete evet oyu vermemelidir.

Şayet hem sol'dayım deyip, hem de evet oyu vereceğini söyleyen varsa, bize göre o solculuk ''genetiği değiştirilmiş solculuktur. '' Başka bir tarif bulamıyoruz.

Biz Sendikal Birlik olarak  12 Eylül günü sandığa gidip,

12 Eylül Anayasasına da,

AKP Anayasasına da,

KESK yönetiminin  paketle ilgili tutumuna da HAYIR diyeceğiz. 19.08.2010


KESK SENDİKAL BİRLİK

www.sendikalbirlik.net