| I.BÖLÜM
GİRİŞ
Örgütsel bağımsızlığı, EĞİTİM SEN disiplinini,
EĞİTİM SEN’in bağımsız örgütsel işleyişini, üyelerinin
ekonomik/demokratik/mesleki/özlük sorunlarının çözümünü temel ilke olarak
benimseyen Sendikal Birlik grubu 5, 6, 7 Temmuz tarihinde yapılacak Merkez Genel
Kurulunda delegelere sunmak üzere bu program taslağını hazırlamıştır. Önce; bu
taslağımızı dayandırdığımız ve daha önceki bildirgelerimizde de ortaya
koyduğumuz sendikal anlayışımızı sunmak istiyoruz.
NASIL BİR TÜRKİYE’DE YAŞIYORUZ?
Enflasyon almış başını gitmiş.
İşsizler ordusuna her gün yüzlerce insan ekleniyor. Gelir dağılımındaki uçurum
gittikçe büyüyor. Eğitim, sağlık, tarım, konut, sanayi politikaları geniş
kesimlerin yararına düzenlenmiyor; adalet mekanizması iyi işlemiyor. Etnik, mezhep,
bölge, spor kökenli çatışmalar kışkırtılıyor. Çevrenin yıkımı korkunç
boyutlarda. Her alanda bir özelleştirmecilik tutturmuşlar, gidiyor. Dinin bu denli
açıktan politikaya alet edildiği görülmemişti.
Anti-demokratik baskılar, emekçilere
yönelik saldırılar, insan hakları çiğnemeleri, sıkıyönetimler, olağanüstü
haller, çekiç güç, iç göç, çarpık kentleşme, paralı eğitim, sosyal
güvenlikten yoksunluk politikanın çirkinleştirilmesi, mafya vb.
Yani kısacası pek çok çelişkinin
derinliğine yaşandığı dikkat çekici, ilginç bir ülkede yaşıyoruz.
Sistemden kaynaklanan çürüme,
çözümsüzlüğü de beraberinde getirmektedir.
Türkiye kapitalistleri, dünya
kapitalist sistemi ile entegre olmaya can atarak, onlar gibi taşeronlaştırma, serbest
bölgelere kayma, eve iş verme, parça zamanlı çalıştırma, sigortasız
çalıştırma, sendikasızlaştırma, kıdemlileri işten atma, sendikal mevzuata
saldırma, yabancı kaçak işçi çalıştırma, işletmeyi küçük birimlere ayırma...
çabalarına bütün yetenek ve olanaklarını seferber ediyorlar.
İNSANLIK TARİHİ BİR SINIFLAR
MÜCADELESİ TARİHİDİR
Bilindiği gibi insanlık tarihi bir
sınıflar mücadelesi tarihidir. Kapitalist toplumdaki temel sınıf mücadelesi de
işçi sınıfı ile sermaye sınıfı arasındadır. Ne denli kılık değiştirse de
işçi sınıfının mücadelesinin üstü “Küreselleşme” gibi Yeni Dünya Düzeni
gibi Kuzey-Güney Çelişkisi gibi başka kavramlarla örtülmeye çalışılsa da gerçek
değişmiyor.
İşçi sınıfı ile sermaye sınıfı
arasındaki mücadele günümüzde de sürmektedir. Bu mücadele başlangıçtaki gibi
değildir, çeşitlenmiştir, boyutları değişmiştir ama özü değişmemiştir.
İşçi sınıfı ile sermaye sınıfının çıkarları temelden farklıdır. İşçiler
ancak bir bütün olarak ve ancak örgütlü olarak hak elde edebilirler, haklarını
koruyabilirler. Kamu çalışanları olarak bizler de bu mücadelede işgücünü satarak
geçinenlerin içindeyiz. İşçi sınıfının hak alma mücadelesi tek boyutlu
değildir. En azından bu mücadelenin ekonomik boyutu vardır, demokratik boyutu vardır,
politik boyutu vardır. Bu mücadelenin yükseldiği, durgunlaştığı, gerilediği
dönemler vardır. Bu mücadelenin uzlaşmayla çözümlendiği, kıran-kırana geçtiği
durumlar vardır.
SINIF BİLİNCİ-SOSYALİST SİYASAL
BİLİNÇ
İşçi sınıfı, tarihsel olarak
sosyalizmle tanışmadan çok önce de kendi somut pratiği ile sorunlarının nedeninin
kapitalist üretim biçimi olduğunu, kendisinin burjuvazi karşısında ve çıkarları
tamamen onunkinden farklı bir sınıf olduğunu ve sermayeye karşı mücadele etmesi
gerektiğini öğrendi. İşte buna sınıf bilinci diyoruz. Sınıf bilinci işçinin
öznel konumundan değil, içinde bulunduğu nesnel koşullardan kaynaklanır, yani
kendiliğinden ortaya çıkar. İşçiler tarihsel olarak bilimsel sosyalizmle
tanışmadan çok önce sınıf bilincine kavuştular, sınıf mücadelesi verdiler ve
sermayenin baskı ve sömürüsüne karşı çeşitli sınıf örgütleri oluşturdular.
Ne var ki, sınıf bilinci ile sosyalist
siyasal bilinç aynı şey değildir. Sosyalist siyasal bilinç, bilim adamlarınca bilime
uygun olarak ortaya konan sosyalizm öğretisinin sosyalist aydınlar tarafından
taşınarak işçilerce benimsenmesidir. Ve bu anlamda, sınıf bilincine sahip her
işçinin sosyalist olduğu ya da olması gerektiği kabulü doğru değildir. Sosyalist
öğretiyi benimsemiş işçilerle, benimsememiş işçilerin bazı konularda farklı
düşünseler de sınıfın genel çıkarlarının savunulması anlamında birlikte
davranmaları zorunluluktur.
Sermayenin yoğunlaştığı sınıf
mücadelesi, politik görüşü ne olursa olsun tüm işçilerde sınıf bilincini ve
sermayeye karşı (ve işçileri savunduğunu söyleyen ama savunmayan partiler de dahil
olmak üzere burjuvazinin temsilcisi tüm partilere karşı) mücadele edilmesi
gerektiğini öğretmiştir. Bugün değişik partilere oy vermiş ama sosyalist olmayan
bir çok işçi, sosyalizmi benimsemiş işçilere omuz omuza sermayeye karşı mücadele
vermektedir.
SENDİKAL MÜCADELE-POLİTİK MÜCADELE
Ancak bu sınıf mücadelesi
yüzyıllar içinde farklılaştı, çözüm biçimleri farklılaştı, örgütlenmeler
farklılaştı. Yeni durumlar, yeni yöntemler, yeni örgütlenmeler yarattı. Sistemin
içinde kalarak, işçilerin ekonomik durumlarını biraz daha iyileştirmeyi öngören,
(özlük-mesleki) mücadelenin örgütü sendikadır. Ve bu mücadelede yeralmak için
işçi sınıfının üyesi olmaktan başka bir önkoşul da yoktur. Halbuki işçi
sınıfının, doğrudan iktidarını hedefleyen, sosyalizmi kurmayı hedefleyen mücadele
(politik mücadele) sinin örgütü ise (politik) partidir. Partili olmak için işçi
sınıfından olmak yetmez, sosyalizmi benimsemek, hatta partinin tanımladığı
biçimiyle bir sosyalizmi benimsemiş olmak gerekir.
Ülkede demokrasinin, insan haklarının,
özgürlüklerin var olabilmesi için verilen mücadele (demokrasi mücadelesi) nin
örgütleri çoktur: Partiler, sendikalar, dernekler, vakıflar vb. Çünkü demokrasi
mücadelesinin sınırlarını çizmek çok zordur.
Tarihsel süreç içinde bu üç
mücadele biçiminin birbirini koşulladığı, içiçe girdiği, her birine özgü
örgütlenmelerin birbirlerinin işlevlerini üstlendiği dönemler yaşandı.
SENDİKAL MÜCADELEDE SAPMALAR
Günümüzde sendikal mücadele
içinde iki önemli sapmadan söz edilebilir. Sol sapma ve sağ
sapma, kısaca politik mücadele ile ekonomik-demokratik mücadelenin
karıştırılmasıdır. Sendikal mücadelede sol sapma; sendikaya, işçi sınıfı
partisi işlevi yüklenirse bunun adı anarko sendikalizm olur, ekonomik mücadele
doğrudan siyasi mücadeleye bağımlı kılınırsa adı “devrimci” sendikacılık
olur. Sendikal mücadeledeki sağ sapma ise; sendikal mücadeleyi salt ücret artışları
için mücadeleye indirgeyen ekonomizmdir. Bunlar farklı uçlarda yer alsalar da
buluştukları yer kitleden kopmak, doğru sendikal mücadele hattını terketmek,
daraltmaktır.
SENDİKA-PARTİ İLİŞKİSİ VE ÖRGÜTSEL
BAĞIMSIZLIK
Üyelerimizin siyaset
hakkını savunurken, örgütsel bağımsızlık ilkemizi titizlikle korumalıyız.
Bunu söylerken politikayı ve politik yapıları kötülemek veya reddetmek
düşüncesinde değiliz. Siyasal partilerle ya da partileşme sürecinde değiliz.
Siyasal partilerle ya da partileşme sürecindeki politik odaklarla amacı aşan
ilişkilerinin sergilenmesi, sendikal yapımızı sıkıntıya sokmaktadır. Bu duruma
sessiz ve tepkisiz kalmak mümkün değildir. Çünkü örgütsel bağımsızlığın
tartışma konusu olduğu bir sendikal yapıda, kitleselleşmeden söz edilemez.
Sürekli karşı çıktığımız şey
sendika disiplininin önüne veya yerine başka disiplinlerin geçirilmek istenmesidir.
Politik örgütlenmelerin disiplinini sendika disiplininin önüne koyanlar; ya doğrudan
partinin aldığı kararı ya da partiye organik bağlı grup”un aldığı kararı
getirip sendikayı dayatırlarsa yanlışlık başlar.
Her türlü karar sendikada
alınmalı ve sendika organlarınca uygulanmalıdır.
İlkemiz ne olmalıdır bu konuda? Bunun
için Eğitim Enternasyoneli’nin koyduğu ilkelere bakmak gerekir. Buna göre
sendikanın, hükümetten bağımsız; politik parti veya dinsel ve ideolojik gruplar
karşısında özgür ve özerk olması gerekir.
Buna kısaca “örgütsel
bağımsızlık” diyoruz.
SENDİKA SİYASET İLİŞKİSİ
Kamu çalışanlarının siyaset
yapma, siyasi partiye üye olma hakkını savunuyor ve bu doğrultuda mücadele
edeceğimizi önemle belirtiyoruz.
Eğer siyaseti en genel anlamıyla ülke
sorunlarıyla ilgilenmek olarak algılıyorsak her kişi ve kurumun siyasetle ilgilenmek,
siyaset yapmak hakkı tartışmasız vardır. Ancak siyaseti dar anlamda, yani iktidarı
alarak ülkeyi yönetmek olarak alırsak bunun ancak siyasal partiler aracılığıyla
olabileceğini kabul etmemiz gerekir. Böyle olunca kamu çalışanlarının,
görevlerinden ayrılmadan siyaset yapabilmelerinin yolu siyasal partilere kurucu, üye ve
yönetici olabilmelerini yasaklayan, zorlaştıran her türlü engelin
kaldırılmasıdır.
İkinci olarak da her türlü
politik düşüncenin önündeki engelin kaldırılması, yani ülkede tam anlamıyla bir
demokrasi ortamının yaratılması zorunludur. Bunları savunduk, savunuyoruz.
Dediklerimiz gerçekleşirse kamu çalışanları, politik mücadelelerini bağlı
oldukları parti ile, ekonomik-demokratik-mesleki mücadelelerini de sendikaları ile
vereceklerdir ve sendikadaki politik bağlantılı oluşumlara gerek kalmayacaktır.
Böyle olunca da baştan beri savuna geldiğimiz ve tüzüklerimize koyduğumuz sendika
üyeliği için, o işkolunda çalışıyor olmak dışında hiç bir önkoşul
gerekmediği, çalışanlar arasında hiçbir ayrım gözetilmeyeceği ilkemizin hayata
geçirilmesi mümkün olacaktır.
Peki, sendikanın siyaset yapmasının
ölçüsünü nasıl belirleyeceğiz? İşveren örgütlerinin -gerçekten- ne kadarsa
bizim de en az onlarınki kadar olmalı. Bir sınıfın örgütüne ne kadar siyaset
hakkı, ülke politikasına ne kadar karışma hakkı tanınıyorsa çalışanların (kamu
çalışanları da içinde tüm işçilerin) sınıf örgütlerine de aynı ölçüde hak
tanınmalıdır.
Partilerle gerektiğinde
işbirliği, güçbirliği yapmanın önündeki engellerin kaldırılmasını savunuyoruz.
SINIF VE KİTLE SENDİKASI
Sendikalar hiç tartışmasız bir
sınıf örgütüdürler. Bunun iki nedeni vardır: a) Sendikalar işçi sınıfının bir
ekonomik-demokratik-mesleki mücadele aracıdırlar, yani bir sınıf mücadelesi
aracıdırlar. Ama parti değiller, devrimci örgüt değiller, sosyalist mücadele aracı
değiller, politik mücadele (iktidar mücadelesi) vermezler. b) Sendikalar yalnızca
belli bir sınıftan (yani işçi sınıfından) olan kişileri üye olarak kabul ederler,
yani sınıfsal konum bakımından sendikalar türdeş örgütlerdir, sınıfsaldırlar.
Sendika aynı zamanda bir kitle
örgütüdür. Çünkü; a) Temsilcisi oldukları sınıftaki insanların bir bölümünü
(bir dine, bir ulusa, bir cinse, bir dile, bir politik görüşe mensup olanları) değil,
tümünü, yani sınıfın tüm kitlesini örgütlemeye çalışırlar; b) ve kitlenin
özel çıkarlarını değil genel/ortak çıkarlarını savunur.
İşte, sendikaların sınıf ve kitle
örgütü olmalarının gerekçesi budur; Eğitim-Sen'i sınıf ve kitle sendikası olarak
nitelememizin nedeni budur.
Sendikaların sosyalizmi, şeriatı,
sosyal demokrasiyi ya da kapitalizmi savunma/ kurma örgütleri olmadığını söylerken
bu noktalardan kalkış yapıyoruz. Sendikada; solcu solcu, sağcı, ortacı olabilir ama
sendikanın sağcısı, solcusu olmaz derken bunu kastediyoruz.
MÜCADELE-UZLAŞMA-MÜCADELE
Doğru sendikanın temel
görevlerinden biri ekonomik mücadeleyse (sömürünün sınırlandırılması) diğeri
de demokratik mücadele (temel hak ve özgürlüklerin sınırlarını genişletme)dir.
Görüldüğü gibi sendikanın hedefleri
içinde; düzeni değiştirmek, iktidarı ele geçirmek olmadığı gibi, düzenin
kalıcılaştırılması diye de bir sorunu yoktur. Sendikanın amacı; çalışanların
lehine daha iyi, daha güzel haklar elde etmektir. Bunu elde ederken sendikanın
mücadele-uzlaşma-mücadele ilkesine uygun davranması gerekmektedir. Mücadelenin veya
uzlaşmanın mutlaklaştırılması yanlıştır. Çünkü mücadele ve uzlaşma
birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Aslolan her bir mücadelenin,
lehimize bir uzlaşma ile sonuçlanmasıdır. Ancak bu “uzlaşmacılık” değildir.
Bir mücadele biter yeni bir mücadele başlar.
DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİLİK
Sendikamızda bürokratik,
dayatmacı, tepeden inmeci bir merkeziyetçiliği reddediyoruz. Ancak herkesin
“bildiğini okuduğu bir örgüt” de istemiyoruz. Bunu da kısaca “bürokratik
değil, demokratik merkeziyetçilik”, “açık katılımcı, saydam sendikacılık”
ve “üyelerin doğrudan katılımı gerektiren genel eylem kararlarında kararın
alınma, uygulanma ve değerlendirme aşamalarında üyelerin katılımını unutmamak”
biçiminde ifade ediyoruz.
Sendikamızda önemli kararları almada
şu yolu öneriyoruz:
a) Gündemdeki konu ile ilgili olarak
daha önce alınmış ve uygulanmış bir karar varsa onun eleştirisi ve yeni öneriler;
konu ilk kez gündeme geliyorsa öneriler
b) Önerilerin aşağıdan yukarıya
üyelerce ve organlarda tartışılması
c) Kararların çoğunluk eğilimine
dayandırılması
d) Kararların tüm organ ve üyelerce
uygulanması
e) Değerlendirme
İşte bu yol sendika politikasının
oluşturulması ve önemli kararların aşağıdan yukarıya doğru oluşturulagelmesini
belirttiği için “demokratik”, bu şekilde alınan kararların her üye ve organ
tarafından uygulanması gerektiğini öngördüğü için de “merkeziyetçi”
niteliği ortaya koymaktadır.
Bu ilkeyi en sıradan işlere, günlük
işlere uygulayamacağımız gibi; eylem, birleşme ... gibi önemli konuları da sıradan
işlermiş gibi gösteremeyiz.
TOPLU SÖZLEŞME VE GREV HAKKI KAZANMA YOLU
Kuşku yok ki; şu aşamada en
önemli hedefimiz toplu sözleşme ve grev hakkını kazanmaktır. Ancak bu hakkı
kazanmanın yolu; kitleselleşerek, kurumsallaşarak ve demokratikleşerek verilecek
mücadeleden geçmektedir. Bu düzeye gelebilmemiz için örgütlenmeye ve örgütiçi
eğitime hız verirken, temel istemlerimizi de elde etmeye yönelik eylem ve etkinliklerde
bulunmalıyız. Bu noktada yukarıda belirttiğimiz eylem anlayışımıza uygun
davranmamız gerekir.
EYLEM ANLAYIŞIMIZ
Eylemlerde haklı olmak önemlidir
ama haklı kalmak da bir o kadar önemlidir.
Tüm etkinliklerimizde, etkinliğin
türü kadar kararlılıkla yürütülmesi, kitlenin yani üyelerinin yığınsal
katılımıyla yürütülmesi ve sorumluluk duyularak yürütülmesi de önemlidir.
İnsanların değişik işyerlerinden gelip bir yerde topluca yaptığı eylemler
aldatıcı olabilir. Bizim için ölçü, işyerimizde o eyleme katılma oranının yüzde
kaç olduğudur.
Büyük eylemlere sık sık başvurularak
sıradanlaştırma, etkisizleştirme, laçkalaştırma tehlikesine karşı dikkatli
olmalıyız.
Eylemlerde "Dün erkendi, yarın
geç olabilir" dediğimiz noktayı, doğru momenti yakalamak, kitlenin ve kamuoyunun
nabzını elinde tutabilmek çok önemlidir.
Ne var ki, büyük eylemleri
mutlaklaştırmak kadar tamamen yadsımak, reddetmek de yanlıştır, gündemin gerisine
düşmek demektir. Yer, zaman ve olanaklara göre tüm biçimleri uyum içinde yürütmek
zorundayız. Ama bir etkinliğin biçimi ne olursa olsun katılan kitlenin genel, ortak
istemini yansıtması ve işyerlerinden doğru yükselegelen, hazırlanagelen bir eylem
olması gerekir.
Etkinliklere, eylemlere daha çok sayıda
insanın katılımını sağlamak için sendikal eğitim programları hazırlanmalı ve
uygulanmalıdır. Ayrıca üyelerin çeşitli vesilelerle sendikal yapı içinde
"kendilerini ifade edebilmeleri"ne olanak ve fırsatlar yaratmalıyız.
Her eylemin, etkinliğin mutlaka bir
değerlendirilmesi her düzeyde (işyeri, temsilcilik, şube, genel merkez) yapılmalı ve
olumlu/olumsuz sonuçlar, kazanımlar, dersler nesnel olarak kitleye duyurulmalıdır.
II. BÖLÜM
SENDİKAL BİRLİK HAREKETİNİN iLKELERİ
VE ÇIKIŞ NOKTASI
1. Politik görüşü ne olursa
olsun, sendikal anlayışı benzeşen ve örgütsel bağımsızlığı öne alan, sendika
disiplini yerine başka bir disiplin koymayan arkadaşlar bir "hareket"
başlatmıştır.
Temel çıkış noktamız 10.2.1994
tarihli "Eğitim-Sen Kuruluş Bildirgesi"nde de yer alan ilkelerdir. Bu
ilkelerin hayata geçirilmesi için Eğitim-Sen örgütlülüğü çerçevesi içinde
mücadele edeceğiz.
2. Hareketimiz hiç bir politik parti
veya yapının yan, alt, üst, ön, kaynak örgütü değildir, olmayacaktır, organik
ilişkiye girmeyecektir ama hiçbirine de önyargılı davranmayacaktır. Çünkü
hareketimize omuz veren arkadaşlar politik anlamda "tek tip" değildir.
Çeşitli politik görüşlerden, çeşitli sendikal kökenlerden insanlar
"etiket"leriyle değil "bireysel kimlikleriyle" ve "tek tek"
bir araya gelmiş, Eğitim-Sen üyelerinin hareketidir.
3. Hiç birimizin ayrıcalığı yoktur,
olmayacaktır; hiç kimseye karşı olumlu / olumsuz önyargı yoktur, olmayacaktır.
Gönüllülük, özveri, çalışkanlık, alçakgönüllülük, dürüstlük öndedir.
4. Hareketimiz politik bazlı
gruplaşmalara, bu grupların sendikayı "ele geçirme" amaçlı
çalışmalarına karşı olurken politikayı aşağılayan görüşlere de karşıdır.
Kamu çalışanlarının politik partilere üye olmasını, sendikalara politika yasağı
getiren hükümlerin kaldırılmasını savunuyoruz.
5. Bu hareketin çıkışındaki en
önemli etken, sendikamızın "koalisyon” yapısı nedeniyle gösterdiği
kararsızlık, yalpalamalar ve buna bağlı olarak net bir sendikal kimliğe ulaşamamış
olmasıdır. Sendikamıza "tek kimlik", üyelerine "Eğitim-Sen'lilik
bilinci" kazandırmak istiyoruz.
İki sendikanın birleşmesi ertesinde
izlenen kararsız çizgiden duyduğumuz kaygı ve sendikamızda en iyi niyetlerle bile
olsa hatta sendikal anlayışı bizimkine çok benzese de bazı arkadaşlarımızın
sendikal mücadele ile politik mücadeleyi karıştırmalarından duyduğumuz kaygı bizi
harekete geçirdi.
6. Bu hareketin amacı eğitim işkolunda
Eğitim-Sen'i en büyük sendika yapmak, işkolunda sendikasız kimse bırakmamak,
KESK’in doğru ve etkin bir mücadele vermesi için sendikamız kanalıyla katkıda
bulunmaya çalışmaktadır.
7. Çalışmalarımız, sendikamızın
çalışmalarını (engellemek, zayıflatmak, saptırmak şöyle dursun) güçlendirecek,
destekleyecektir. Çalışmalarımızın, başta işyerleri olmak üzere sendika
çerçevesi içinde yürütülmesi; açıklık, katılımcılık ve demokratiklik
ilkelerine uyulmasına özen göstereceğiz.
YAPILANMAMIZ VE ÇALIŞMA İLKELERİMİZ
Sendikal Birlik; Örgütsel
bağımsızlığı ve sendikal süreçlerde katılımı öne çıkaran, özel siyasal
tercihleri nedeniyle değil sendikal istemleri, ekonomik-demokratik haklar, insan hakları
temelinde bir araya gelmiş, "çok sesli" olma özelliği gösteren bir
yapılanmasıdır. Bu özü hiç bir zaman yitirmeyecektir.
Türkiye'de kamu çalışanları
sendikacılığının başladığı günden bu yana örgütsel bağımsızlığı
ve sendikal süreçlerde üyelerin katılımını öne alan Sendikal Birlik grubu
sürdürmekte olduğu mücadelenin temel amaçlarını, ilkelerini, gelinen aşamasındaki
sorunlarını ve yapacağı çalışmaları size sunuyor.
TEMEL AMAÇLARIMIZ;
Gerçek demokrasiyi yaşama
geçirmek istiyoruz.
İnsan temel hak ve özgürlüklerinden
ödün vermeyeceğiz.
Toplu sözleşme ve grev hakkımızı
mutlaka alacağız.
Eğitim çalışanlarına yeterli
gelir, sosyal haklar ve daha iyi çalışma koşulları için mücadele edeceğiz.
Bilimsel, laik, demokratik, çevreyi
koruyan, sanata değer veren, barıştan yana bir eğitim anlayışına sahibiz.
Kamu çalışanlarının siyaset yapma
hakkını savunuyoruz.
TEMEL SENDİKAL İLKELERİMİZ;
Örgütsel Bağımsızlıktan ödün
verilmemelidir.
Eğitim Çalışanları arasında hiç
bir ayrım gözetmeden tümünü tek ve güçlü sendikada örgütlemeliyiz.
Bürokratik değil, demokratik
merkeziyetçiliği savunuyoruz.
Hak almaya yönelik bir mücadele
anlayışına sahibiz.
Tüm çalışanların ulusal ve
uluslararası işbirliği ve dayanışmasını öneriyoruz.
Özlük ve meslek sorunlarımızı
temel alan, ancak ülke sorunlarına da duyarsız kalmayan sendikacılıktan yanayız.
Açık, katılımcı, saydam bir
sendikacılık anlayışını benimsiyoruz.
Yüksek verimlilik, hakça karşılık
istiyoruz.
EYLEM ANLAYIŞIMIZ;
Sendikamızın eylem anlayışında temel
ilkelerimiz şunlar olmalıdır:
Eylem amaç değil, hak alma
aracıdır.
Eylemlerde amaç-araç ve risk
uygunluğu gereklidir.
Üyelerin katılımını gerektiren
genel eylem kararlarında kararın alınma, uygulanma ve değerlendirilme aşamalarında
üyelerin katılımı sağlanmalı ve çoğunluğun istemine dayandırılmalıdır.
İstemlerimizi çözüm önerileriyle
birlikte sunan bir eylem anlayışı benimsemekteyiz.
Eylemlerimizde "haklılık ve
meşruluk" esastır.
Bu bağlamda eylemlerimiz:
Sendikamızın kendi amaç ve
ilkelerine uygun olmalıdır.
Gücümüze ve örgütlenme düzeyine
uygun olmalıdır.
Olanaklara uygun olmalıdır.
İşkolumuzun özelliklerine uygun
olmalıdır.
Yer ve zamana uygun olmalıdır.
Sendika dışı koşullara uygun
olmalıdır.
Üyeleri dışındaki kitlelerin,
örgütlerin (velilerin, demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, partilerin vb)
desteği ya da en azından hoş karşılayıcı tarafsızlığını sağlamış olma
koşuluna
uygun olmalıdır.
Hayatın her alanında olduğu gibi
şiddeti reddediyoruz.
III. BÖLÜM
PROGRAMATİK YAKLAŞIM
Sendikamız EĞİTİM-SEN,
önümüzdeki çalışma döneminde aşağıdaki taleplerin gerçekleşmesi için elinden
gelen çabayı göstermelidir, aynı amaçlara varmak isteyen demokratik örgütlerle
yasaların, uluslararası sözleşmelerin ve tüzüğünün sınırları içerisinde güç
ve eylem birliği yapmalıdır.
1. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ:
Mevcut Anayasa, genelde tüm
toplumun, özelde de işkolumuzun istemlerine yanıt verir nitelikte değildir.
Gelişime ve değişime açık olmayan bu
Anayasa; demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi ve sosyal adaletçi niteliklerden yoksun
olup devlet-birey ilişkisi bağlamında, “devlet”ten yana tavır koyan, bireylerin
temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, buyurgan, gerici ve diktaya açıktır.
Bu anayasa mutlaka değiştirilmelidir.
Anayasa değişikliğinde bize düşen
görev: Anayasa çalışma ilişkilerinin demokratikleşmesi, sendikal hak ve
özgürlüklerin güvenceye alınması doğrultusunda; böyle bir değişikliğin
kaçınılmaz olduğunu, başta kendi kitlemiz olmak üzere, tüm toplum kesimlerine
anlatmak, toplumun tüm dinamiklerini harekete geçirerek, ilgililerini harekete
geçirerek, ilgilileri ve yetkilileri göreve çağırmak ve toplumun ihtiyaç ve
isteklerine yanıt verecek bir anayasanın yapımı için mücadele etmektir.
2. SENDİKAL MEVZUAT:
Kamu emekçileri altı yıldan beri
SENDİKA çatısı altında örgütlü bir yaşam sürdükleri halde, ortada bir yasal
düzenleme, bir “mevzuat” yoktur. Bu da yasama ve yürütmenin toplumsal gelişmenin
ne denli gerisinde kaldığının açık ve acı bir örneğidir. Bu durumda, sendikamız
ve konfederasyonumuz, ileri, çağdaş, grev ve toplu sözleşme hakkı ile donanmış bir
KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI YASASI istemektedir.
Sendikamız ve konfederasyonumuz bu
yasanın ön çalışmasına doğrudan katılmalıdır. Örgütlerimiz çıkacak yasanın,
tam demokratik, her düzeyde katılıma, uluslararası dayanışma ve yardımlaşmaya
açık, kamu çalışanlarının işçilerle birlikte örgütlenmesinin (konfederasyon
düzeyinde) önünü tıkamayan, sendikalara işkolu düzeyinde “toplu sözleşme
yapma” yetkisini de veren bir gelişkinlikte olması için üzerlerine düşen her
türlü düşünsel ve fiili katkıyı yapacaklardır.
Bu anlamda yasal düzenleme önerisi
hazırlanarak görüşme ve tartışmaya açılacaktır.
3. ÇALIŞMA YAŞAMI İLE İLGİLİ YASAL
DÜZENLEMELER:
12 Eylül’ün anti-demokratik
Anayasasına paralel olarak değiştirilen çalışma yaşamı ile ilgili yasaların
yeniden gözden geçirilmesi, günün koşullarına ve gereksinimlerine yanıt verir hale
getirilmesi yaşamsal bir zorunluluktur.
Türkiye’de çalışma yaşamı ile
ilgili mevzuat, başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere, altına imza
koyduğumuz Avrupa Sosyal Şartı’nın ve Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun
genel kıstaslarıyla uyumlu hale getirilmelidir.
ILO’nun, Türkiye’nin de onaylanmış
olduğu, 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerinden kaynaklanan sendikalaşma, grevli toplu
pazarlık, barışçıl eylem ve siyasi faaliyette bulunma haklarını kullandıkları
için, işçiler, kamu çalışanları, sendika ve sendikacılar hakkında açılan
davalar çekilmeli; verilmiş olan cezalar kaldırılmalıdır.
Örgütlerimiz bu konuda asla geri adım
atmamalıdır.
Sendikalararası dayanışmayı,
sendikacıların ve kamu çalışanlarının siyasi faaliyette bulunmalarını yasaklayan
düzenlemeler derhal değiştirilmelidir.
4. EĞİTİM GÖRÜŞÜMÜZ:
Demokratik, bilimsel, laik, katılımcı,
fırsat eşitliği temeline dayalı, parasız bir eğitimden yanayız.
Özelleştirmeye, eğitimi alınıp
satılan bir meta haline getirdiği için; fırsat eşitliğini engellediği için karşı
çıkıyoruz. Eğitim, devletin en başta gelen görevlerinden biridir.
Eğitimin demokratikleşmesi için var
gücümüzle çalışmaları sürdüreceğiz. Bunun için; a) ırkçı-şoven
yaklaşımlara karşıyız; b) inanç özgürlüğüne saygı gösterirken, eğitimdeki
anti-laik tırmanışı teşhir edip, mücadeleyi sürdüreceğiz; c) eğitim-öğretimle
ilgili çalışma va kararlarda görev alacakların saptanmasında eğitim
çalışanlarının istemlerinin gözönünde bulundurulması için çalışacağız.
Eğitim, bir deneme tahtasına
dönüştürülmüştür. Her gelen iktidar, eğitim sistemi ile büyük bir sorumsuzlukla
oynamıştır. Sendika olarak bütüncül bir eğitim modeli, eğitim sistemi, eğitim
yönetim örgütü; müfredat programları ve ders kitapları konusunda örnekler;
eğitimin finansmanı için öneriler ve çözümler sunmalıyız. Bu bağlamda,
yapılması düşünülen Demokratik Eğitim Kurultayı’nı çok önemsiyoruz ve
başarılı olmasını istiyoruz. Yeni yönetim, bu çalışma sürdürmelidir.
Bunun için de ulusal ölçekte ilgili
tüm kişi, kurum ve kuruluşları (üniversiteleri, konfederasyonları, yerel
yönetimleri, sivil toplum örgütlerini, vb.) uluslararası konumdaki kişi ve
örgütleri yanımıza almalı; güç ve olanak birliğinin ve ortak üretimin iyi bir
örneğini vermeliyiz.
5. SENDİKAMIZ VE KONFEDERASYONUMUZ:
Sendikamız EĞİTİM SEN, eğitimci,
büro elemanı, teknisyen, hizmetli gibi çalışanların yeraldığı eğitim sektörü
ile bilim ve kültür sektörünün oluşturduğu eğitim, bilim ve kültür işkolunda
Eğitim-İş ve Eğit-Sen sendikalarının 27 Ocak 1995’de kurdukları bir sendikadır.
8 Aralık 1995’de ise 27 sendikanın
birleşmesiyle Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) kuruldu.
3 Mayıs’ta işkolumuzda işyerlerinde
başlayan seçimler EĞİTİM SEN merkez genel kurulu ve son olarak KESK kongresi
yapılarak tamamlanacaktır.
EĞİTİM SEN şu anda KESK içindeki en
büyük sendikadır. Ancak emekli olanlar ve yeni üye akışının yavaşlığı
nedeniyle üye sayımız istenilen düzeye ulaşamamıştır.
1. Sendikamızın da içinde bulunduğu
KESK’in kurulmuş olması mücadelemiz açısından çok önemlidir.
2. Ancak, KESK MYK’sı bağlı
sendikaların tüzel kişiliğini yansıtmadığı gibi bağlı sendikaların üye
sayılarını da göz önüne almamaktadır.
3. KESK genel merkezi Ankara’ya
taşınmalıdır.
4. KESK’e bağlı sendikaların
bağımsız tüzel kişiliklerine gereken önem verilmeli, sendikalar KESK şubeler
platformunun organı durumuna düşürülmemelidir.
5. KESK, ortaklaşılan görüş ve
kararları öne çıkarmalı ve alınacak kararlar, buna ilişkin eylem planları kamu
emekçilerinden kopuşu getirmemelidir.
6. İŞKOLUMUZDA SENDİKAL BİRLİK ve
DİĞER SENDİKALARLA İLİŞKİLER
İşkolumuzda en geniş sendikal
birlikten yanayız. Önümüzdeki dönemde, özellikle ÖES ve Kültür Sen’le birleşme
görüşmelerine hız verilmelidir.
EĞİTİM SEN, kendi işkolunun
sorunlarının çözümü için, kendi işkolunda kurulan sendikalarla, belirtilen
çerçevede iş ve güç birliği yapmayı sürdürmelidir.
EĞİTİM SEN, özellikle sendikal
hakların, sendikal yaşamın geliştirilmesi konusunda işçi sendikaları ve
konfederasyonları ile iş ve güç birliği yapmayı sürdürmelidir.
Aynı biçimde, başka ülkelerdeki
sendika ve üst kuruluşlarla iş ve güç birliğine, bilgi ve deneyim alışverişine
hız vermelidir.
ILO, UNESCO, UNICEF, OECD gibi
uluslararsı kuruluşlarla, Türkiye’deki sendika olmayan insan hakları, kültür,
eğitim, sanat ve öteki alanlarda kurulan kuruluşlarla da iş ve güç birliğine önem
vermeyi sürdürmelidir.
7. KADIN EĞİTİM ÇALIŞANLARI
Sendikamızın eğitimin aksayan
yönlerinin iyileştirilmesi ve yeniden yapılanmasında olduğu kadar, eğitimde cinsler
arası fırsat eşitliğinin sağlanması konusunda da alternatif politikaları olması
gerekmektedir. Üst örgütümüz Eğitim Enternasyonali fırsat eşitliği konusunda
sendikalara düşen görevleri şöyle belirliyor:
1. Eğitimin her aşamasında kız ve
erkek öğrencilere fırsat eşitliği
2. Öğretmenlere fırsat eşitliği
3. Sendika içinde fırsat eşitliği
İşkolumuzda kadınlar ağırlıklı
olarak temsil edilmemektedir. Ancak, gerek Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra
teşkilatında ve gerekse bakanlığa bağlı okullarda kadınların yönetim
kademelerinde sayıları ile kadınların yönetim kademelerinde sayıları ile orantılı
yer almadıkları bir gerçektir. Bu durum sendikamızda da farklı değildir; merkez ve
şube yönetimlerinde kadınlar ya hiç yoktur, ya da bir, iki kişi ile temsil
edilmektedirler.
Öncül yıllarda, EĞİTİM SEN’de
birleşen sendikalarımızın kadın konulu çeşitli etkinlikleri ve eğitim seminerleri
olmasına karşın, kadınların, yönetimlere ve sendikal çalışmaya aktif katılımı
istenilen düzeyde değildir. Bu durumun en belirgin nedeni, konunun tüzük hükümleri
ile bağlayıcılığının sağlanamamış olmasındadır.
Bunun için diyoruz ki:
1. Sendikamızda ve tüm işyerlerinde
kadın üyeler ve kadın çalışanlar açısından geçmişteki kayıp yılların
kazanılması olumlu ayrımcılık politikalarının üretilmesine bağlıdır.
2. Yönetim kademeleri için kadın
kotaları uygulanması tüzük hükmü olmalıdır.
3. Genel merkezimizde ve şubelerimizde
kadın komiteleri kurulmalı, komitelerin kadın çalışmasına denk düşen biçimler
bulması özendirilmeli ve kendi iç yapılarında doğrudan iletişim sağlanmalıdır.
4. Genel merkezimizde ve şubelerimizde
kadın komiteleri kurulmalı, komitelerin kadın çalışmasına denk düşen biçimler
bulması özendirilmeli ve kendi iç yapılarında doğrudan iletişimleri
sağlanmalıdır.
5. Kadınların aktif katılımı, görev
ve sorumluluk almaları, delegeliklere ve yönetimlere katılımı alabildiğine
özendirilmelidir.
6. Fırsat eşitliği konusunun hemen
tüm dünya ülkelerinde tartışılan bir sorun olduğu gözardı edilmeden belirli
aralıklarla kadın kurultayları düzenlenmeli ve alınan kararlar uygulanma yollarını
aramalıdır.
7. Merkez kadın komisyonu kadın
çalışanları kürsüsü olan üniversite ve akademik çevrelerle koordineli
çalışmalar yapabilmeli ve kadın eğitim etkinlikleri düzenlenmelidir.
8. TİS taslaklarına kadınların
durumunu iyileştirici maddeler konulmalıdır.
9. Üst örgütümüz Eğitim
Enternasyoneli’nin konuya ilişkin olarak önümüze koyduğu görevler yerine
getirilmelidir.
8. TÜZÜKSEL SIKINTILAR
Ödenti ile delege arasında ilişki
kurularak hem genel merkeze ödenti akışının düzenli olması, hem de delege
dağılımının daha hakça yapılması sağlanmalıdır.
Örgütlenme modelimiz işverene
paralel bir hale getirilerek; her ilde bir il şubesi, her ilçede ile bağlı bir ilçe
şubesi oluşturulmalıdır. Bu gerçekleştiğinde; bir çok sorunun yerinde çözümü
sağlanacak, şubelerin ve genel merkezin yükü azalmış olacaktır. İstanbul’daki
iletişim güçlüğü gözönüne alınarak her iki yakaya da ayrı birer şube
açılabilir.
Genel Başkan genel kuruldan ayrıca
seçilmelidir.
Genel kurullarda ve genel eylem
kararlarında en az salt çoğunluğun oyu aranacak şeklinde düzenlenme yapılmalıdır.
Temsilciler, delegeler ve yöneticiler;
üst kurul ve organlarda, kendi organlarının yazılı görüşlerini öncelikle
yansıtmakla görevli sayılmalıdır.
IV. BÖLÜM
A) ÖNÜMÜZE KOYDUĞUMUZ GÖREVLER
1. Dünya'da ve Türkiye'de
sendikacılık hareketini yakından izleyip doğru sendikal anlayışımızın-sınıf ve
kitle sendikacılığı-diğer işkollarında da varlığının ortaya çıkması,
geliştirilmesi, bütünleştirilmesi; çalışmaların diğer işkollarındaki
sendikaları da kapsayan bir bütünlüğe ulaştırılması için uğraş vereceğiz.
2. Sendikal yaşamı zenginleştirecek
yazılı çalışmaları sürdüreceğiz.
3. "Sendikal Birlik" olarak
Eğitim-Sen'de çalışmaların, kitleselleşmenin önünü açacak olan; eğitim, özlük
ve meslek sorunlarının çözümü temeline-hattına çekilmesi çalışmalarının kısa
ve uzun vadeli protelerini oluşturmayı, becermeliyiz.
4. Genel olarak kamu
sendikacılığında, özel olarak da Eğitim-Sen'de nicel ve nitel büyüme durmuştur.
Sorunun bilinen nedenlerini ortadan kaldırmak ve bilinmeyen nedenleri araştırarak ,
gözlemleyerek saptamak, çözüm önerileri üretmek, tarihsel sorumluluk olarak
önümüzde duruyor.
5. Politik esaslar yerine örgütsel
bağımsızlığı, sendika disiplinini, Eğitim-Sen'lilik bilincini öne çıkaran
yaklaşımla ayrımsız tüm eğitim çalışanlarını örgütlemeyi öncelikli hedef
olarak koyuyoruz.
6. İşyerlerinde, temsilciliklerde,
şubelerde yapılmakta olan, yapılacak olan çalışmaların etkinliklerin, eylemlerin
sendikal anlayışımıza uygun gerçekleştirilmesi için karar alma-uygulama-eleştirici
süreçlerinde etkili olmayı, sendikamızın imajının eğitim işkolu
çalışmalarının kitle çizgisine uygun duruma getirilmesi için çaba harcayacağız.
7. Grubumuz içinde olsun dışında
olsun sıcak insani ilişkileri, geniş hoşgörüyü öne çıkaracak; yapay politik,
felsefi, bireysel ayrılıkların, dargınlıkların giderilmesi, eğitimci tavrımıza
uygun örnekle davranışlar sergilemesi için uğraşacağız.
8. Kullandığımız dil, üslup;
birlikte çalıştığımız tüm arkadaşlarımızı kapsayacaktır. Seçici ve seçkinci
tutum ve davranışlardan uzak duracağız.
9. Eylem, etkinlik vb. konularda
alınacak kararların demokratik katılım süreçlerinden geçmesi için her düzeyde
çaba göstereceğiz. İletişim yazılı olmalı, gerekli dosyalama yapılmalıdır.
10.Bulunulan yerlerde diğer
sendikalardaki arkadaşlarla ilişkilerimiz geliştirilmelidir. Sendikalarımızın diğer
sendikalarla, demokratik kuruluşlarla, velilerle ilişkilerini geliştirmesi için çaba
harcayacağız.
Bu konularda adım atılabilmesi için
çalışmalarımızı yatay ve dikey olarak geliştirmek zorundayız. İşyerlerinden
başlayan ve uluslararası çatı örgütlerine dek uzanan dikey çalışmalar, aynı
konumdakilerin (üyeler, şubeler, sendikalar, genel merkezler, kardeş sendikalar vb)
işbirliği ve dayanışması biçimindeki yatay çalışmalar yeterli düzeye
çıkarılmalıdır. Bu iki çalışmanın üyelere yönelik sonuçları da iki şekilde
alınabilir: kendi ortak çalışmalarımızla kazanımlar sağlamak, işverenle
giriştiğimiz ilişkiler (görüşme, toplu sözleşme vb. yöntemler) sonucu kazanımlar
ve haklar sağlamak
Yukarıda belirttiğimiz konularda en
alttaki üyeden genel merkeze, konfederasyona, uluslararası örgütlerimize kadar herkese
görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bu görev ve sorumlulukları yerine getirmek ise
ancak çok iyi bir örgütlenmeyle olanaklıdır.
Çalışma Programında dile getirilen
işlerin yapılabilmesi için belirli bir takvime bağlanmaları gerekir. Çalışma
Programı’nın son bölümünde böylesi bir Çalışma Takvimi de yer alacaktır.
Programımızın önemli bir yanı
işleri MYK sekreterlerinin sırtına yıkmamaktır. Komisyonlar, birimler oluşturarak
işleri hızlandıracağız, somutlaştıracağız ve kolaylaştıracağız. Böylelikle
sendika politikası ile ilgili genel çalışmalara daha çok zaman ayırabileceğiz,
günlük çalışmalara boğulup kalmayacağız.
Bir başka konu: Genel merkezde yeteri
kadar personel istihdam etmektir. Öncelikle de bir Personel Müdürü ya da İdari
Sekreter alınması gerekiyor. Üyelerin, işleri için öncelikle personele başvurması
gerekir. Mümkün olursa bir de basın-yayın işlerinde çalışacak bir teknik eleman
çalıştırmalıyız.
Her sekreterlik için ayrı işler
yazılır ama hiç bir sekreter başına buyruk çalışmaz, sorumluluk ortaktır. Genel
Merkez düzeyinde işleri paylaştırmak pratiklik sağlamaktadır. Biz de
sekreterliklerin bu çalışmalarını ayrı ayrı sıralayacağız.
B) SEKRETERLİK ÇALIŞMALARI:
1. Mali İşler
Sendikamızın en önemli sorunu
çektiği parasal sıkıntıları atlatamamış olmasıdır. Geçmişten beri süregelen
bu sorun özellikle ödentileri kaynaktan kestirmeyi başaramamış olmamız ve işyeri
temsilcilerinin ödenti toplamadaki sıkıntıları yüzünden ileride de süreceğe
benzemektedir. Bunun için bir yandan merkezi düzeyde bu işi kökten çözmeye
çalışırken bir yandan da başka çözümler üretmeliyiz. Bazı işyerlerinde işyeri
yönetimi; bankadan kesilmesi, mutemet aracılığıyla kesilmesi için yardımcı
olmaktadır. Bazı işyerleri ise doğrudan banka ile konuyu görüşüp çözmektedir. Bu
yöntemi yaygınlaştırabiliriz. Çünkü bankalar buna yatkındır. Elden toplama
yöntemi, işyeri temsilcilerini canından (ve hatta sendikadan!) bezdirmektedir.
Bu alanda bir başka sorun ise,
şubelerin genel merkez payını tam olarak ve zamanında göndermemesidir. Bunun için
sözkonusu şubelerle görüşerek sonuç almamız gerekir. Genel Merkez harcamalarının
çok titiz yapılması, gelir/gider dengesinin çok iyi kurulması ve korunması
şarttır. Harcanan her kuruşun hesabı yapılmalı, savurganlığa göz
yumulmamalıdır.
Genel merkez, merkezi yolla kestirilen
“ödentilerin, şube paylarını avans olarak verir, belgeleri ister ve mahsup eder,
aylık bilanço yayınlanır.
Genel merkezimizin içinde bulunduğu
parasal sıkıntıyı aşabilmesi, ödenti akışının düzenli olmasına bağlıdır. Bu
sağlanabilirse bir çok etkinlik daha rahat yapılabilir. Örneğin eğitim seminerleri,
yayın çıkarma, toplantılar.
Saymanlığın şu çalışmaları
yapması için uğraşacağız:
1. Ödentilerin merkezi olarak
kestirilmesi için ilgili yerlerle görüşmeler sürdürülecek ya da her işyerinin
maaş aldığı banka şubesiyle görüşerek sorunu çözmesi yaygınlaştırılacaktır.
2. Ödenti paylaşma oranı eski
biçimiyle korunacak, grev ve eylem fonu ödentiler dışında oluşturulacak. Bu
yapılırken üyeye en az başvurmaya özen gösterilecek.
3. Toplanmayan ödentilerin toplanmasına
çalışılacaktır.
4. Mal ve hizmet alımı konusunda teklif
mektubu sistemi uygulanacak.
5. Şube mali sekreterleri eğitime
çağrılacak ve zaman zaman toplantılar yapılarak birliktelik ve tutumluluk
sağlanacak.
6. Basın -yayın sekreterliği ile
işbirliği yapılarak periyodik yayın organımızın (Eğitim ve Yaşam) abonelik
sistemine bağlanması ve kendine yeter duruma getirilmesi sağlanacak,
7. MYK’ya, başkanlar kuruluna,
şubelere ve üyelere gelir-gider durumumuz düzenli olarak bildirilecek, bültende
yayınlanacak.
8. Şubelerin ödenti durumu her ay
yayınlanacak
9. Dinlenme tesisleri açılması için
çalışılacak
10. Çalıştırdığımız personele
hakettikleri ücreti verebilmek için çaba harcanacak
2. Örgütlenme Çalışmaları
Bu alandaki en önemli eksikliğimiz;
üye sayımızdaki artışın yavaşlaması ve örgüt / üye ilişkisinin zayıflamış
olmasıdır. Yönetim Kurulunun öncelikle yapması gereken; bunun nedenlerini ve çözüm
yollarını ortaya koyacak bir “araştırma kurulu” oluşturmak olacaktır.
Örgütlenme sekreterinin başkanlığında, konuyu bilen Eğitim-Sen üyelerinden ve
uzmanlardan oluşacak kurulun raporu doğrultusunda örgütlenme çalışmalarına hız
verilecektir.
Burada gözönünde tutulması gereken
bir nokta var: Sendikamızda yaş ortalaması otuzların-kırkların üstündedir. Emekli
olan çoğaldıkça üye sayımız azalıyor. Buna karşılık yeni göreve başlayanlar
sendikaya girmiyor. Gençlerin sendikaya soğuk duruşunun nedenleri araştırılmalı ve
bu yönde çalışmalar yapılmalıdır.
Bir başka konu; Eğitim-İş ve
Eğit-Sen’den gelen üyelik fişlerinin yenilenmesidir. Üyelik durumlarının gözden
geçirilmesi, bilgisayara yüklenmesi çalışmaları sürdürülmelidir. Böylece
ayrılan, emekli olan, başvuru formu olmayan, çift yazılan ortaya çıkarılacak ve son
durum ortaya konarak kesin üye sayımız belli olacak, bir değerlendirme
yapılabilecektir.
Kademe sendikacılığına yol
açabilecek örgütlenme modelleri ve özel okul, özel dersane alanlarındaki
örgütlenme, başka bakanlıklar bünyesindeki eğitim çalışanlarının örgütlenme
durumu da yeniden ele alınmalıdır.
Örgütlenmemizin zayıf olduğu
bölgeler, iller ve nedenleri ortaya çıkarılmalıdır.
Bunların dışında; kurumsal
işleyişin sağlanması, yazılı ve raporlu ilişki döneminin, üye görüşlerinin
sağlıklı olarak MYK’mıza yansıdığı dönemin eksiksiz gerçekleştirilmesi, üye
sayısının artırılması, işkolumuzda çalışanların tümünün sendika üyesi
yapılması, sendikal birliğin sağlanması her zaman gündemimizde olacak konulardır.
Kadın eğitim çalışanları içinde
örgütlülük oranımız düşüktür. Bu konuda merkez kadın Eğitim Çalışanları
Komisyonu ile işbirliği yapılmalı ve çözüm üretilmelidir.
Birleşme süreci tamamlanmıştır.
Ancak grupsal tutumlar zaman zaman sendika disiplininin önüne geçebilmektedir. Tabanda
bu denli katılık yoktur. Tabanın oldukça benzeşik yapısı vardır. Bu yapı tepeye
yansımalıdır.
Bu genel çerçeve içinde;
1. Üye kayıt kampanyaları, ayrılan
üyeleri yeniden kazanma çabaları yapılarak, işkolumuzda çalışanların mümkünse
tümünü ya da çok büyük çoğunluğunu sendikamıza üye yapmak istiyoruz.
2. Genç eğitim çalışanlarının,
kadın eğitim çalışanlarının, büro çalışanları ve hizmetlilerin örgütlenme
oranını yükseltmek için komisyonlar kurulacak ve özel çalışmalar yapılacak.
3. Şube ve temsilcilik olmayan yerlerde
örgütlenme çalışmalarına girişilecek.
4. Örgütlenmeye destek olacak bilimsel
araştırmalar yapılacak / yaptırılacak.
5. İşyeri çalışmalarına büyük
önem verilerek, işyeri temsilciliklerinin “formalite” olmaktan kurtarılması için
eğitim sekreterliği ile işbirliği halinde işyeri temsilcileri eğitimi tüm yurt
düzeyinde gerçekleştirilecek.
6. Örgütlenmeye yönelik toplantılar
düzenlenecek.
7. Diğer sekreterliklerle (özellikle
saymanlıkla) işbirliği yapılarak tüm üyelere sendika kimliği verilmesi sağlanacak.
8. Örgütlenmede zorluklarla
karşılaşılan yerler için özel projeler hazırlanıp uygulanacaktır.
9. Üye kayıtlarının daha düzenli
tutulması için bir görevli çalıştırılmasının yolları aranacak.
3. Eğitim Çalışmaları
Bunu okuldaki eğitim ve sendikadaki
eğitim olarak ayrı ayrı ele almak istiyoruz.
A) Okuldaki Eğitim:
Okuldaki eğitim şimdiki haliyle de
eğitimcilerin ve onların örgütlerinin katılımı olmadan sürdürülemez. Bunun için
katılım mekanizmalarından var olanlarını (öğretmenler kurulu, eğitsel kol
çalışmaları, komisyonlar, dernekler vb.) işler hale getirmeliyiz. Kısacası, okul,
ilçe, il, bakanlık kurullarında katılım için şartları zorlamalıdır. İkincisi,
yeni katılım mekanizmaları yaratmalıyız. Bunlardan biri yöneticilik için sendikalı
arkadaşlarımızı teşvik etmek ve desteklemekse bir diğeri de yöneticilerimizi seçme
hakkını elde etmektir. Bir üçüncü ve temel katılım mekanizması işyeri
temsilciliğidir. Bu temsilcilik işyeri sendika temsilciliğinden farklıdır. İşyeri
temsilciliği işyerinde çalışan sendikalı, sendikasız herkesin oluşturduğu işyeri
genel kurulunda seçilen kişilerden oluşur. Bu kurulda sendikalı arkadaşlarımızın
yer alması çok önemlidir. Bu kurulun hayata geçmesine çalışacağız.
B) Sendikada Eğitim: Bunu,
üyelerin sendikal eğitimi bağlamında ele alıyoruz. Ancak bizim asıl sorunumuz,
üyelerin eğitimini yürütecek eğitimcilerin eğitimidir. Biz eğitimciler
sendikasıyız ama üyelerimizi eğitirken hala başka alanlardan insanlara muhtaç
oluyoruz. Önerimiz şudur: En kısa zamanda ciddi bir eğitimciler eğitimi yapılmalı
ve buradan geçen eğitimciler eliyle sendikal eğitimi gerçekleştirmeliyiz. İkinci
olarak da sendikal eğitim için çıkarılan / çıkarılacak olan broşürleri çok
önemsiyoruz. Bu şekilde yazılı eğitim hiç olmazsa bu dönem hakkıyla
başarılmalıdır.
Genel eğitimle ilgili olsun sendikal
eğitimle ilgili olsun yapılacak çalışmalarda ülke içindeki ve dışındaki kurum ve
örgütlerle işbirliği yapılmalıdır.
Ayrıca, eğitim işkolunda hizmetli,
teknisyen, memur olarak çalışan üyelerimize özgü özel eğitim çalışmalarını
başlatmak istiyoruz.
Bu bağlamda:
1. Sendikal eğitim komisyonları
oluşturulacak, var olanların işlevli hale gelmesi sağlanacak.
2. “Sendika Eğitimcisi” eğitimi
sonuçlandırılacak ve bunların görevlendirilme yöntemi belirlenecek.
3. İşyeri temsilcileri, kadın üye,
büro elemanı ve hizmetliler için özel eğitim programları uygulanacak.
4. Yapılacak programa uygun olarak
çeşitli broşürler, el kitapları çıkarılması sürdürülecek; daha önceden
çıkmış olanlardan gerekli olanlar gözden geçirilerek yeniden bastırılacak.
5. Her şubenin, her işyeri
temsilciliğinin bir “sendikal yayın kitaplığı” olması için basın-yayın
sekreterliği ile işbirliği yapılacak.
6. Yönetici eğitimi seminerlerine devam
edilecek.
7. İşkolumuz çalışanlarının ve
mesleki sorunlarının çözümüne yönelik etkinlikler yapılacak.
8. Ülkenin genel eğitim sorunları ve
eğitim sistemi ile ilgili çalışmalar yapmak üzere bir “akademik kurul”
oluşturulacak / kurulmuş akademik kurulun çalışmaları sürdürülecek.
9. Çeşitli konularda sendikanın
görüş oluşturmasını sağlayacak olan Demokratik Eğitim Kurultayı’nın
hazırlıkları sürdürülecek/yapılması sağlanacak/sonuçlarının işkolumuza ve
kamuoyuna ulaşması ve etkili olması için çalışmalar yapılacak.
10. Başta örnek müfredat programı
olmak üzere ders kitapları yazdırılması çalışmaları başlatılacak. Bunların
okullarda okutulması için çaba harcanacak.
4. Özlük Sorunlarımız
Bu dönemde en önemli sorunumuz
Toplu İş Sözleşmesi hakkımızı elde etmektir. Bunun için yasal düzenlemeler
zorunludur. Bu yasal düzenlemelerin nasıl olması gerektiği konusunda MYK bir taslak
hazırlayabilir. Aslında daha önceden hazırlanmış taslaklar vardır. Şimdi yeniden
başlamak yerine bunlar üzerinde çalışılabilir. Bunun için bir çalışma grubu
kuracağız ve gerekli çalışmaları yapıp gerekli girişimlerde bulunacağız.
Bugün için bağımsız bir Toplu
Sözleşme yasasından önce Bir Personel Yasası, Sendikalar Yasası gerekiyor. Bunlar
çıkmadan veya gerekli değişiklikler yapılmadan toplu sözleşme yapmamız mümkün
olmaz. Ancak etkileme, genel görüşme gibi mücadeleler sonucu Bütçe Yasasının
istediğimiz gibi çıkması sağlanabilir. Anayasanın 53. maddesindeki toplu görüşme
yöntemini doğru bulmuyoruz. Fakat her türlü olanaktan hatta bu yöntemin bizce
genişletilmiş anlamından yola çıkarak katılım yollarını zorlayacağız. Bunlar
kısmi çözüm olarak düşünülebilir.
Bir başka önemli yan da her şeyi toplu
sözleşme ertesine erteleyen anlayışın yıkılmasıdır. Bu bağlamda çeşitli
biçimlerde sendika olarak mücadelelerde bulunabiliriz. İLKSAN’la ilgili çalışma,
eksiklikleri olsa da güzel bir örnektir. Ayrıca üyelerimizin hukuki ve özlük
sorunlarını önemsemek zorundayız. Sendika elbette iş takip bürosu değildir ama
üyelerimizin belli bir kitlesinin sorunu haline gelmiş konular da sendikamızın
gündemine girmek zorundadır. Hatta sendikal durumumuzun iyileşmesi koşuluyla
bağlantılı olarak bir “özlük sorunları izleme bürosu” oluşturulabilir.
Bu dönemde öne almak istediğimiz
konulardan biri, büro elemanları ve hizmetlilerin sorunlarıdır. Yıllardır ihmal
edilen ya da ihmal edildikleri duygusuna kapılan bu kesimin sorunlarını ele alacak bir
komisyon kuracağız.
Önceki Çalışma Programı’nda da
öngörülen ve güncelliğini yitirmemiş çalışmaları sürdüreceğiz.
Üye kitlemizin özlük ve meslek
sorunlarıyla ilgili istemleri, sendikamızın ekonomik ve demokratik istemlerle ilgili
etkinliklerinin yanında en temel çalışma alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu
sekreterliğin çalışmaları; özlük ve meslek sorunları, hukuksal sorunlar ve
kazanımlar olarak değerlendirilebilir. Çalışma birimlerine göre bu sorunların
değişeceği / değişiklik göstereceğinden kuşku yoktur. Aşağıda dile getirilenler
sorunlarımızın küçük bir bölümüdür. Bu düşünceden hareketle aşağıdakileri
kaleme alıyoruz.
1. Eğitim kurumlarında, sendikal
faaliyetlere yönelik baskı ve engellemelerin sona erdirilmesini, bu konuda verilen,
verilmekte olan ceza ve soruşturmaların tüm sonuçlarıyla kaldırılmasını,
2. Eğitim çalışanlarının
örgütlenmeleri konusunda gereken yardım ve kolaylığın sağlanmasını (pano,
temsilcilik yeri,... gibi )
3. İnsanca yaşayabilmek için günün
koşullarına uygun ücret verilmesini,
4. Türkiye'nin de taraf olduğu
uluslararası sözleşmelerin "çalışma hayatına" ilişkin hükümlerinin
yaşama geçirilmesi, bunun için gerekli düzenlemelerin yapılmasını,
5. Eğitim çalışanları ile
emeklilerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesi konusunda daha fazla gecikilmemeli,
bunun çok ivedi bir duruma geldiğinin kabul edilmesi,
6. Eğitim yöneticilerinin seçiminde,
eğitim kurumlarının yönetiminde ve denetiminde eğitim çalışanlarının söz sahibi
ve etkili olabilecekleri düzenlemelerin yapılmasını, katılım kurumlarının
oluşturulması ve çalıştırılması
7. Haftalık ders dağıtım
çizelgeleriyle, derslerin öğretmenler arasında dağılımı gibi işlemlerin
"öğretmenler kurulu"nun seçeceği bir alt kurul tarafından yerine
getirilmesi, yapılan bu tür işlemlerin yönetim bakımından bağlayıcı olmasının
sağlanmasını,
8. Eğitim ve öğretim programlarının
hazırlanmasında ve uygulanmasında öğretmen örgütlerinin söz sahibi olabilecekleri
düzenlemelerin yapılmasını,
9. Öğrencilerin, gerek kendilerini
ilgilendiren konularda gerekse okul yönetiminde söz sahibi olabilecekleri
düzenlemelerin yapılmasını,
10. "Öğretmen gizli sicil
raporları"na açıklık kazandırılmasını,
11. 657 sayılı Yasa'da yer alan
danışma mekanizmalarına işlerlik kazandırılmasını,
12. 657 sayılı Yasa'da bulunan
"uyarı", "kınama" cezalarına karşı yargı yolunun açılması
için gerekli yasal değişikliklerin yapılmasına çalışılması,
13. Paralı eğitimin ilk basamağını
teşkil edecek olan, öğretmen-öğrenci-veli ilişkilerinde sorun yaratan ve yasal
dayanağı da bulunmayan "eğitime katkı payı" adı altında para toplama
uygulamasının sona erdirilmesini,
14. Hizmetliler en riskli, güçlük
derecesi bakımında en ağır iş ve koşullarda çalıştırılmalarına karşın,
aldıkları aylık ve ücret son derece yetersizdir. Yaşam savaşı veren bu
arkadaşlarımıza hakettikleri ücret verilmeli, angarya işlerde
çalıştırılmamaları, fazla çalışma sürelerine karşılık günün koşullarına
uygun olarak ücret verilmesinin sağlanması,
15. Eğitim kurumlarında çalışanlara
tanınan her sosyal hakkın, memur ve hizmetlilere de tanınmasının sağlanması,
16. 657 sayılı Yasa'nın 43. maddesinde
bütün hizmet sınıflarına tanınan ek gösterge'nin “Yardımcı Hizmetler
Sınıfı”na da tanınması, bu hizmet sınıfında yer alanların 1. derecenin son
kademesine kadar yükselmesini engelleyen düzenlemelerin kaldırılmasını,
17. Kadın çalışanların, yaşam
koşullarının düzeltilmesi,en azından kolaylaştırılması bakımından;
işyerlerinde emzirme odası, bakım evi, kreş gibi yerlerin açılması,
18. Çocuğa bakım için kadın
çalışanlara tanınan "ücretsiz izin", günün yaşam koşulları
açısından gerçekçi değildir. Süt, kira, yakıt gibi temel giderleri karşılayacak
oranda ücret verilmesi,
19. Yüksek yargı kararıyla elde edilen
hakların, aynı konumda olanların tümüne yansıtılmasının sağlanması,
20. Öğretmenlerin onayları alınmadan
branşları dışında çalıştırılmamaları, 439 ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel
Kanunu"na aykırı olarak yapılan branş dışı görevlendirilmelerin
kaldırılması (yabancı dil öğretmenlerin Türkçe, felsefe, biyoloji
öğretmenlerinin sınıf öğretmeni olarak görevlendirilmeleri , atanmaları gibi),
21. Türkiye'nin de tarafı olduğu,
uluslararası sözleşmelerde yer alan "eşit işe eşit ücret" evrensel
kuralına, Anayasa'nın 10. maddesinde dile getirilen "yasalar önünde
eşitlik" ilkesine bağlı kalınmasını, bu bağlamda:
a) Maliye Bakanlığı'na bağlı döner
sermaye saymanlarına ödenen tazminatın, aynı işi yapan diğer bakanlıkların
bünyesinde çalışan personele de ödenmesinin,
b) Meslek liselerine meslek dersi
öğretmeni olarak atanan mesleki eğitim fakültesi çıkışlılara ödenen tazminatın;
ilk ve ortaöğretim kurumlarına atanan, yaptıkları görev yönünden de farkı olmayan
aynı okul çıkışlılara da ödenmesi, bunun için gerekli düzeltmelerin
yapılmasının sağlanması,
c) Eğitim düzeyleri aynı, yaptıkları
görevler açısından fark olmayan meslek dersleri öğretmenleri arasında yapılan
ayrıcalıkların kaldırılmasını (Muhasebe grubu, Çocuk Gelişimi ve eğitimi...
gibi)
d) Erkek teknik-kız teknik
çıkışlılar arasında yapılan ve özünde cinsiyet ayırımcılığı kokan
uygulamaların bütün sonuçlarıyla kaldırılması, (görev başlatma dereceleri,
tazminat farklılıkları ... gibi)
22. 12 ay çalışma karşılığında 3
ay yıpranma tazminatı verilmesi sonuçlanmalıdır.
23. İş kazası sonucu ölen eğitim
çalışanlarına, bir ev, emekli ikramiyesinin tamamının 4 katı verilmeli ve
çocukların eğitim, sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlandırılmalı,
24. Eğitim çalışanlarının ve
emeklilerinin sağlık sorunlarına yönelik, Sağlık Eğitim Merkezlerinde yeteri kadar
uzman doktor bulundurulmalı laboratuvar ve diğer teknik donanım sağlanmalı; yurt
içinde tedavi edilemeyen eğitim çalışanlarının ayırt edilmeden yurt dışında
tedavi edilme olanağının sağlanmalı,
25. İLKSAN'la ilgili çalışmaların
sürdürülmesi,
26. Üyelerin mesleki ve özlük
sorunlarıyla ilgili istemlerini karşılamak için eleman çalıştırılması,
27. Sendikal çalışmaları nedeniyle
zarar gören üyelere tüzük ve yönetmenlikler çerçevesinde yardım edilmesi,
28. Hukuksal kazanımların anında
üyelere duyurulması ve bunların örgütlenmede kullanılmasının sağlanması,
29. Üniversite çalışanlarına,
üniversite döner sermaye-sinden adil bir şekilde ücret ödenmesi, döner sermayeden
tüm çalışanların yararlandırılmasına gidilmesi,
30. Üniversite çalışanlarının
ücretlerinin 657’ye tabi olmasıyla birlikte bazı disiplin suçlarının 2547 sayılı
Üniversite kanununun uygulanmasına karşı çalışmaların yapılması gerekir.
31. Üyelerimizin hak ve çıkarlarını
korumak için, bakanlık, il ve ilçe Milli Eğitim müdürlüklerinde sendika
üyelerinden oluşan bir iletişim ve izleme birimi oluşturulmalıdır.
5. Basın-Yayın Çalışmaları
Sendikamızın kuruluşundan yani
Ocak 1995’ten bu yana pek üstesinden gelemediği bir iş, basın-yayın çalışması
olmuştur. Düzenli olarak bir haber bülteni ve bir teorik-akademik derginin yayınını
başaracağız. Bülteni teorik yayın organı niteliğinden kurtarıp sıradan ve sadece
bir haberleşme, iletişim organı haline getireceğiz.
Belli bir-iki basın-yayın organı
dışında sendikamız gündeme giremiyor; girse bile iki-üç satırla geçiştiriliyor.
Günümüz artık iletişim çağı ve bunda yazılı-sözlü iletişim araçlarının
rolü çok büyük. Toplumu adeta bu kitle iletişim araçları yönlendiriyor. Mutlaka
medyada yer almalıyız ve kitlemize olsun, tüm insanlara olsun mesajımızı
iletebilmeliyiz. Bunun için çaba harcayacağız.
Yayın organlarımızın içerik ve
üslubunu gözden geçireceğiz. Ölçümüz şu olmalıdır: İşyerimizde bu yayınları
insanlar yandaş ya da karşı da olsa ciddiye alıyorlar mı, okuyorlar mı? Bunları
işyerlerine rahatça ortaya çıkarabiliyor muyuz? Konularımız üyelerin ilgi alanında
mı? Bu sorulara “evet” dedirtecek bir yayın politikası izleyeceğiz.
Eğitim-İş, Eğit-Sen ve Eğitim-Sen
belgelerini tarayıp düzenleyerek bir arşiv oluşturacağız. (İleride başvuru
niteliği kazanacak pek çok belge ya ortalığa saçılmış ya da kişilerin elinde.)
Başta eğitim sekreterliği olmak üzere
öteki sekreterliklerle ortaklaşa çalışarak kitap, broşür çıkaracağız.
Aynı şekilde belirli illerde ya da tüm
Türkiye’de yayın yapacak bir FM radyo istasyonu kurulmasını KESK gündemine sokmak
istiyoruz.
Üyelerimizi sanatsal üretime teşvik
edici etkinliklerde bulunacağız. Bu bağlamda ülke ölçeğinde yazı (roman, şiir,
makale vb.) resim, fotograf, müzik vb. yarışmalar düzenleyeceğiz. Çocuklar ve
gençler için de benzer etkinliklerde bulunacağız.
Olanaklarımız elverirse tam gün ya da
yarım gün çalışacak bir teknik eleman almak gerekiyor. Dergi, bülten, bildiri vb.
yayınların redaksiyonu, dizdirilmesi, bastırılması, abonelik ve postalama işlerini
ücretli bir eleman yapmalıdır. Yayınlarımızın düzenli çıkışını bu şekilde
sağlayabiliriz.
Somut olarak söyleyecek olursak:
1. Düzenli aralıklı bir
akademik-teorik dergi ve olağan ve olağanüstü aralıklarla çıkarılacak bülten
çalışmalarımız sürecek.
2. Basın-yayın organlarıyla ilişkiler
geliştirmek; bunların eğitim sorumlulularıyla daha çok görüşmek, gazete ve
dergilerin köşe yazarlarına çıkarılan bildiri, bülten ve derginin düzenli
ulaşmasını sağlamak için çalışılacak.
3. Sendikamızın gündeminde olan
sorunlara (sendikal yazılar, TİS, özelleştirme, paralı eğitim, ders kitaplarının
içeriği, eğitimin içeriği, öğretmen yetiştirme, katılımcılık, demokrasi, vb.)
eğilen, çözümler öneren yazılara yayın organlarında yer vereceğiz.
4. Sürekli yayınlar izlenerek,
alanımızla ilgili haber ve yazıların arşivlenmesi sağlanacak.
5. Sendikalar ve öteki demokratik kitle
örgütleriyle, kurum ve kuruluşlarla yayın değişimi yapılacak.
6. Görsel ve işitsel yayın
organlarımızı oluşturmak için çaba harcanacak.
7. Sendikamızla ilgili bir arşiv
oluşturulacak
8. Teknik eleman çalıştırmanın
yolları aranacak
9. Sendikamızın Internet’e
bağlanmasını sağlayarak bu yolla yurtiçi ve yurtdışı iletişim sağlamak; bilgi
toplamak, bunları çeviri bürosu aracılığıyla Türkçe’ye çevirip basın yayın
araçlarımızla üyelerimizin yararlanmasını sağlamak; tanıtım çalışmaları
yapmak
6. Yurtiçi İlişkiler
Merkez Yurtiçi İlişkiler
Sekreterliğinin çalışmalarını takvime bağlamak zordur. Gelişen süreçlere uygun
görevler ortaya çıktıkça yapılabilecektir. Görevleri Görev Yönetmeliğinde
yazılıdır. Ancak bu görevler netleştirilmelidir.
1. Siyasi partilerle ilişkileri
geliştireceğiz: Örgütsel bağımsızlığımızı koruyarak, sendikal hedeflerimizi
gerçekleştirmede siyasi partilerin desteğini sağlamak zorundayız. Bu ilişkiler
geçici olmamalı, kararlı olmalıdır.
2. Demokratik kitle örgütleriyle ve
işkolumuzdaki öteki sendikalarla ilişkiler:
a) İşçi konfederasyonlarıyla olsun
işçi sendikalarıyla olsun ilişkilerimiz yeterli değildir. Birlikte etkinlikler
düzenlemek, eylemler örgütlemek, ortak tutumlar sergilemek için girişimlerimizi
artıracağız.
b) KESK içinde sendikamızın önemli
bir yeri vardır, olmalıdır. KESK üyesi sendikalarla ilişkilerimizi canlı, diri,
üretici hale getirmeli, ortak projeler üretip uygulamalıyız.
c) Amaç; konu birliğimiz olan
örgütlerle ilişkilerimizi gözden geçireceğiz. İstenilen düzeye çıkarmak için
çaba harcayacağız. Bunun en iyi yolu ortak çalışmalar yapmaktır. Veliler Derneği,
Eğitimciler Derneği gibi dernekler, eğitimle ilgili dergiler, eğitimle ilgili
çalışmalar yapan kurumlar yeniden belirlenecek ve ilişkiler, ortak çalışmalar
artırılacaktır.
d) Genel Kurul, başkanlar kurulu,
seminer vb. etkinlikler için konaklama ve ağırlama hizmetlerinin düzenli ve yeterli
durma getirilmesine çalışacaktır.
e) Üyelerimizin çocuklarının yurt,
kredi vb. sorunları özenle izlenecektir.
d) İşkolumuzda kurulu bulunan
sendikalarla ilişkilerimiz yok denecek ölçüde zayıftır. Rekabet, düşmanlık bizden
kaynaklanmamalı, sürekli olarak işbirliği öneren, ortak projeler öneren biz
olmalıyız. Gelecek önerileri de değerlendirmeliyiz.
3. Demokrasi platformuyla ilişkiler:
Demokrasi platformu giderek etkisizleşmektedir. Bunun nedenini araştıracağız.
Demokrasi Platformunu önemsiyoruz ve çalışmalarını daha sağlıklı ve etkili hale
getirmek için çalışacağız.
4. İşverenle ilişkilerimiz: Bu konu
genel olarak sendika tüzel kişiliğini değişik yer ve zamanlarda değişik
sekreterliklerimizi ilgilendirdiğinden, sekreterliğimiz kendinden yardım istediğinde
devreye girebilecektir.
5. Örgütiçi ilişkiler ve
çalışmalar:
a) Genel sekreter ile olağan ve
olağanüstü Başkanlar Kurulu toplantılarını düzenlemek; kararlarını derlemek,
düzenlemek ve katılanlara iletmek
b) Sendikanın genel Merkez düzeyinde
gerçekleştireceği eylem ve etkinliklerle ilgili ortak görevleri MYK adına yürütmek
c) Genel Merkez adına yapılacak sosyal
ve kültürel etkinlikleri yürütmek, şubelere rehberlik etmek. Bu bağlamda;
üyelerimizin hastane, sağlıkla ilgili sorunlarını çözmek, kan gereksinimlerini
karşılamak için yardımcı olmak; üyelerimizin çocuklarının kayıt, yurt ve kredi
istemlerini yerine getirme çalışmaları yapmak; ve üyelerimizin önemli günlerinde
(düğün, nişan, sünnet vb.) kendilerinin ve yakınlarının acı günlerinde örgüt
yöneticilerimizin (şube, işyeri) yanlarında olmasını sağlayıcı çalışmalar
yapmak
d) Genel örgütlenme sekreteri ile
birlikte örgütümüzün aldığı eylem ve etkinliklere diğer kurum ve kuruluşların
katılımını/desteğini sağlamak.
e) Çeşitli örgüt ve kişilerin
çalışmalarına, etkinliklerine, önemli günlerine sendikamızı temsilen katılmak
veya gerekeni (kutlama, çiçek vb.) yapmak.
f) Temsil komisyonu kurmak
7. Uluslararası İlişkiler
Uluslararası ilişkileri, bir
bilgi-görgü-deneyim alışverişi, bir dayanışma ve bir işbirliği çerçevesinde ele
almak gerekir. Sendikamız çok sayıda yabancı sendika ile ilişki kurmuş olmakla
birlikte ortak çalışmalar azdır. Özellikle içinde bulunduğumuz son yıllarda
uluslararası boyutlarda yeni ortak mücadele alanları (ırkçılık, işsizlik vb.)
ortaya çıkmaktadır. Sermayenin sınırlar ötesi genişlemesi karşısında
emekçilerin de uluslararası işbirliği ve dayanışması yükseltilmelidir. Bu genel
çerçeve içinde şunları yapmalıyız:
1. Sendikamızı dünyanın çeşitli
yerlerindeki eğitim işkolu sendikalarına tanıtıcı çalışmaları sürdürmek
(sendikamızı tanıtan İngilizce bir broşür göndermek.)
2. Eğitim sekreterliği ile işbirliği
yaparak bir çeviri komisyonu oluşturmak.
3. Bölgesel veya uluslararası
düzeydeki işkolumuzla ilgili sendikal etkinliklere katılmak; bu tür etkinlikler için
öneriler üretip sunmak.
4. Kardeş sendikalarla, üst
örgütümüz Eğitim Enternasyonali (EE) ile düzenli yazışmak, yayın organlarına
yazı, haber göndermek
5. Avrupa Sendikalar Birliği (ETUC) nin
eğitim bölümü olan Avrupa Sendikalar Birliği Eğitim Komitesi (ETUCE) ne üyeliği
gerçekleştirmek.
6. Eğitim Enternasyonali üyeliğimizi
düzenli olarak yürütmek.
7. Dünya Öğretmenler Günü’nün
tüm dünya ile ülkemizde aynı günde kutlanması.
8. Çeşitli yabancı sendikaların
olsun, uluslararası örgütlerin olsun yayınlarından gerekli olanları çevirtip
yayınlamak.
9. Demokratik Eğitim Kurultayı’nın
GEW ile birlikte gerçekleştirilmesi
10. Değişik kardeş sendikalarla ortak
projeler gerçekleştirmek.
Sonuç
Hareketimiz; Eğitim-Sen tüzük,
yönetmelik ve programı çerçevesinde;
1. Toplu sözleşme ve grev hakkımızı kazanmak ve kullanmak,
2. Siyaset yapma hakkımızı elde etmek,
3. Eğitimin demokratikleşmesini sağlamak, sahip çıkmak,
4. Sendikamızı büyütüp, geliştirmek,
5. KESK'in, onu oluşturan sendikaların tüzel kişiliklerince yeniden yapılanmasını
sağlamak,
6. Sendikal işkolumuz dışında bizimle aynı sendikal anlayışı paylaşan
arkadaşlarla bütünleşmek,
7. Yurt ve dünya sendikalarıyla işbirliği içinde olarak, demokrasi mücadelesinde
etkili güç oluşturmak
için çalışacağız.
Bizce herkes, her grupla, her yerde ve her
koşulda beraber olur diye bir kural da yoktur, zorunluluk da. Ve her grup, illa da
bir örgütün orasında burasında görev almalıdır diye de bir kural yoktur. Ancak,
illa tek başımıza olacağız diye de bir kural yoktur.
Artık yönetimler grupların
temsilcilerinden oluştuğuna göre, programlar da gruplarca ve mutlaka kongreden önce
kaleme alınmalı ve kesin şekli genel kurul delegelerinin bilgisine sunulmalıdır.
Programda yer alan hükümler, yürütme
organlarını bağlayıcı olmalı, çok hayati durumlar dışında yenileştirilmemeli ve
değiştirilmemelidir.
Sendikamızı bugün geldiği durumundan
ileri götürmek için, bu duruma nasıl gelindiğini doğru olarak tesbit edersek, bu
durumdan çıkışın yolunu da açmış oluruz.
Biz, Sendikal Birlik Grubu olarak, bu
noktada ve bundan sonraki süreçte PROGRAM BİRLİĞİ’ni ve sendikal
teorinin temel doğruları üzerinde UYUŞMAYI, başarı için bir ön koşul
görüyoruz.
Bir grubun tek başına yönetime
gelebileceği bir ortamda, kongre öncesi programa ve UYUŞMAYA GEREKSİNİM
duyulmayabilir. Ancak, 2, 3, 4 hatta 5 grubun biraraya gelerek bir MYK oluşturduğu bir
ortamda, yönetimi bağlayıcı, kısa ve uzun vadeli icraatında önünü açıcı bir KILAVUZ
PROGRAMA ihtiyaç duyulduğu konusunda UYUŞMA sağlayabilirsek, varolan
sorunlarımızın büyükçe bir kısmını çözmek aracına ve gücüne sahip olmuş
oluruz.
EĞİTİM-SEN'i zayıflatacak ve geriletecek
yaklaşımlara karşı çıkacağız. Amacımız; mevcut "oluşumlara" bir
yenisini daha eklemek değil, sendikal anlayışımızı o "oluşumlar" da dahil
olmak üzere büyük potansiyelimize açmaktır.
Yukarıda belirttiğimiz ilkeleri hayata
geçirmek üzere; sağlıklı, etkin bir EĞİTİM-SEN için, işkolumuzda "mümkün
olan en geniş birliği" sağlamak için, geleceğe umutla ve güvenle bakabilmek
için, benzer sendikal düşünceleri, yaklaşımları ve davranışları paylaşanlar
birliklerini örmelidir.
Bunları gerçekleştirmek için,
işyerinden başlayıp, Genel Merkeze uzanan yolda çalışmalara etkin bir biçimde
katılalım, birlikte davranalım, Sendikamız EĞİTİM-SEN'e omuz verelim.
|