EĞİTİM SEN
SENDİKAL BİRLİK BÜLTENİ
Mart 2002, Sayı: 9
 

EĞİTİM SEN SENDİKAL BİRLİK Şube seçimleri sonuçları ve önümüzdeki süreci değerlendirmek üzere 14-15 Şubat 2002 tarihinde iki günlük Türkiye toplantısı yaptı.

Yaşanan sürecin değerlendirilmesine ilişkin belirlemeler şöyledir:

Bu dönem işyeri ve şube seçimlerinde öne çıkan en dikkat çekici konulardan bir tanesi Sendikal Birlik’in dışındaki çoğu anlayış tarafından gösterilen örgütsel etiğe uygun olmayan tutum ve davranışlardır.

Sendikal Birlik işyeri seçimlerinden geçen dönemlere oranla çok daha güçlü çıkmıştır. Ancak bu gücünü şube seçim sonuçlarına yansıtamamıştır. Bunun görülebilen nedenleri,

  1. Birimlerde arkadaşlarımızın ittifaklar konusunda rahat olmamaları

  2. Yeterince organize olunamaması

  3. SENDİKAL BİRLİK’in sendikal kültürü ve bilinci mali olanaksızlıklar nedeniyle yeteri kadar tabana anlatamadığı belirlenmiştir.

  4. Sendikal Birlik içindeki parti merkezli grupçuluğun söylem, davranış ve örgütsel yapıdan kopuk davranmasından kaynaklanmıştır. Birimlerde birbiriyle bağdaşmayacak biçimde ortaya çıkan SENDİKAL BİRLİK söylemleri ve yayınları. Bu söylemleri kullanan arkadaşlarımız delege seçimlerini kaybetmemizin önemli bir faktörü olmuştur.

Bu belirlemeler ışığında yapılan önermeler:

  1. SENDİKAL BİRLİK dışındaki anlayışlar, belli partilerin sendika içindeki izdüşümü biçiminde bir işleyişe sahiptirler. Yani işleyiş olarak birbirlerinden çok temel farkları yoktur. Bu nedenle esas olarak sendikacılık yapmak isteyen SENDİKAL BİRLİK kendini rahat hissetmelidir.

  2. Daha bir organize olma noktasında grubun işleyişine ilişkin eksiklikler giderilmelidir.

  3. Hiçbir birimin merkez yürütmenin bilgisi dışında yayın çıkarma gibi bir hakkı yoktur. Tüm yayın vb. faaliyetler ya merkez yürütme tarafından ya da merkez yürütmenin bilgisi dahilinde yapılacaktır.

  4. Hiç kimsenin kendine has siyasi görüşlerini SENDİKAL BİRLİK’in görüşüymüş gibi savunmasına izin verilmeyecektir.

  5. Şube yürütmeleri şubelerdeki SENDİKAL BİRLİK’çi arkadaşlarımızdan aidat toplayarak grubun mali sorununun çözümüne çalışacaklardır. Bu aidatların düzenli kaydı tutulacak, birimlerdeki karar noktasında da aidat ödeyen arkadaşlarımız çekirdek olacaktır.

  6. Tüm bu sorunların çözümü için SENDİKAL BİRLİK KESK Genel Kurulu sonrası planlanacak bir zamanda Türkiye toplantısını yaparak yeni yürütmesini seçecektir. Bu toplantıya gelirken tüm temsilcilik ve şube yürütmeleri seçilmiş olarak gelinecektir.

  7. Ayrıca SENDİKAL BİRLİK muhtemel yaz başlangıcında 2-3 günlük bir kampla sorunlarını çözecek, rotasını çizecek ve yürüyüşüne devam edecektir.

EĞİTİM SEN GENEL KURULUNA İLİŞKİN

Bilindiği gibi SENDİKAL BİRLİK olarak Eğitim Sen merkez genel kuruluna 70 civarında delege ile geldik. Yapılan Türkiye toplantısında yürütme yetkilendirildi. Kuşkusuz bu gün oluşan MYK’daki temsil sayısı SENDİKAL BİRLİK’i tatmin etmemektedir. Bu durum üye tabanının da MYK’ya yansımadığı anlamına gelmektedir.

Ancak ülkemizde kamu çalışanları mücadelesinin geldiği noktada Eğitim Sen Merkez genel kurulunun olumlu bittiğini söylemek mümkündür. Önemli olan artık bundan sonra yapılması gerekenlerin yerine getirilmesidir.

EĞİTİM SEN TÜZÜK KURULTAYINA İLİŞKİN

Bilindiği gibi tüzük kongresi 30 Haziran 2002 tarihine kadar yerine getirilecektir. Bu konuda şube yürütmelerimizin tüzük konusunda aşağıda belirtilen maddelerle ilgili ilk önce bir komisyon kurularak Sendikal Birlik anlayışına uygun bir yaklaşım oluşturulması (gerekirse konunun yasalara uygunluğu konusunda yerel hukukçulardan da görüş alınarak) bu önermelerin gerekçelendirilerek önerge haline getirilip 30 Nisan tarihine kadar merkez yürütmeye iletilmesi gerekmektedir.

Gelen önermeler Merkez Yürütme tarafından ortaklaştırılarak tüzük kurultayına hazırlık yapılacaktır.

MADDE 2: b bendinde “...... kendi anadilinde...., bölümü

(Konuya ilişkin 15.02.2002 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gönderdiği yazıyla “.... kendi anadilinde ...” ifadesinin, Anayasa’nın 3. Ve 24. Maddesi ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Kanunu’nun 1 ve 20. Maddelerine aykırı olduğundan metinden çıkarılması istenmiştir.)

Buna ilişkin;

  1. Sözcüğün çıkarılmasına onay verilir.

  2. Örneğin yıllar önce EĞİTİM-İŞ tüzüğünde olduğu gibi anadilin kullanılmasını amaçlamak yerine, konunun çalışma alanına kaydırılması düşünülebilir.

  3. Sözcüğün olduğu gibi kalması ve sorunun hukuki boyuta taşınması düşünülebilir.

  4. Temel insan hakkı olan anadil eğitimini bilimsel temelde savunur.

MADDE 40 (Örgütlenme Modeli)

  1. Mevcut örgütlenme modeli olduğu gibi korunabilir.

  2. Her il tek şube (Ankara, İstanbul, İzmir vb. iller dahil) ilde bulunan her ilçe üye sayısına bakılmaksızın şubeye bağlı temsilcilik olabilir (İşverene paralel örgütlenme)

  3. Üye sayısı 500’ü aşan her birimde işverene paralel şube modeliyle örgütlenme...

MADDE 18: F’de başlayan 35. 36. 37 MADDELERİ)

  1. Danışma kurulu diye bir kurula ihtiyaç var mı?

  2. Oluşturulursa içeriği nasıl olmalı?

MADDE 63: Tüzük değişikliğinde mevcut durumda 2/5 oranı aranıyor. Bu oran salt çoğunluk olabilir mi?

MADDE 60: Bakanlık, örgütün feshi halinde mal varlığını bırakacağı “örgütün adını” istiyor. KESK,
EĞİT-DER ya da başka öneri.

Tüzük maddeleri ile ilgili olarak, dikkatimizden kaçan bölümlerle ilgili aynı tarz çalışma yapılarak Merkez Yürütmeyle paylaşabilirsiniz.

KESK GENEL KURUL SÜRECİNE İLİŞKİN

KESK Genel Kurulu’nda, SB grubu yapılan dörtlü ittifak sonucu bir kişi (Mustafa Ecevit) ile Merkez Yönetim Kurulu’na, bir kişi ile (Sema Koçak) Merkez Disiplin Kurulu’ na seçilmişlerdir.

Genel Kurulun asıl kazanımı ise; Sendikal Birlik’in KESK’in kuruluşundan beri savunduğu genel merkezin Ankara’ya gelmesi isteminin gerçekleşmiş olmasıdır. Kesin bir tarih belirtilmemesine rağmen tüzük gereği, KESK genel merkezi önümüzdeki süreçte Ankara’ya gelecektir. Dileğimiz kişisel ihtiyaçlar düşünülmeden sendikal ihtiyaçlardan dolayı genel merkezin en kısa zamanda Ankara’ya taşınmasıdır.

Diğer bir kazanım da Genel Yönetim Kurulu (GYK)’nun tüzük maddesi olmaktan çıkarılmasıdır. Bilindiği gibi, yıllardır KESK’te sendika tüzel kişiliklerinin temsil edilmesi gerektiğini istemekteydik. 4688 sayılı yasanın getirdiği zorunluluktan dolayı KESK tüzüğünden GYK çıkarılmıştır. Yerine Danışma Meclisi ve Danışma Kurulu ismiyle iki yeni kurul kurulmuştur. Kurulun birisi KESK’e bağlı 10 sendikanın Merkez Yönetim kurulları ile KESK MYK'sından oluşmakta ve 3 ayda bir toplanması gerekmekte; diğeri ise tüm sendikaların bütün şubelerinin başkanları ile KESK MYK’sından oluşmakta ve yılda bir kez toplu görüşme öncesi Nisan ayı içinde toplanması gerekmektedir.

Bu haliyle yeni oluşan kurullar sendikaların seçilmiş yöneticilerine dayandığından GYK’dan daha olumlu olduğu ve tüzel kişiliklere daha çok dayandığı düşünülmektedir.

KESK Genel kurulunda yapılan sinevizyon gösterisinde ilk kurulan kamu çalışanı sendikası
EĞİTİM İŞ’in isminin belirtilmemesi, EĞİTİM İŞ genel başkanı Niyazi ALTUNYA, EĞİT-SEN genel başkanı İsmet AKTAŞ, KESK genel başkanı Siyami ERDEM gibi kamu çalışanları tarihine geçmiş kişileri görmemezlikten gelmenin dar grupçu anlayışlara bir şey kazandırmayacağı açıktır.

Genel Kurul böyle sürerken öte yandan, daha önceki bültenlerimizde belirttiğimiz gibi “... ilk günden beri Sendikal Birlik grubu içinde ayrı bir siyasal grup gibi duran ...”, 1998 yılında Sendikal Birlik anlayışının kendilerini tarif ettiğini, bu nedenle birey birey Sendikal Birlik grubuna katılmak istediklerini belirten o zamanki isimleriyle “Toplumcu Kamu Çalışanları”, EĞİTİM SEN’deki adıyla “Toplumcu Eğitim Çalışanları” özellikle son iki yıldır ayrı broşür, ayrı bildiri, toplantı çalışmaları, grup toplantısından önce ve sonra toplantı yapmaları, bir parti ve haftalık bir derginin siyasal belirlemelerini gruba dayatarak grubun dokusunu bozmuş, her toplantıyı (28 Şubat süreci, Kanun Hükmünde Kararname, AB süreci ETUC v.b. tartışmaları) boğarak Sendikal Birlik grubu toplantılarını verimsizleştirmişlerdir.

Bu arkadaşlar, siyasal düşüncelerini Sendikal Birlik şemsiyesi altında ifade etmekle kalmamış, daha da ileri giderek grup tavrının da bu şekilde olması gerektiğini, aksini düşünenlerin de Sendikal Birlikçi olamayacağını söylemişlerdir.

Kuşkusuz bu konuda söylenebilecek çok söz vardır. Ayrıca yaşanan 4 yıla yakın süre içinde Sendikal Birlik anlayışını içlerine sindirmeleri konusunda çok da sabır göstermiş, çok da söz söylenmiştir. Ancak, her türlü siyasi dayatma devam ettirilmiş, bu nedenle de yapılabilecekler tükenmiştir.

Yaşanan bu sürecin sonunda Sendikal Birlik cephesinden bu arkadaşlara “yolunuz açık olsun” demekten başka seçenek kalmamıştır.

Sonuç olarak, EĞİTİM SEN Sendikal Birlik yürütmeleri, KESK sürecinde yaşanan bu gelişmeleri de dikkate alarak, yürütmelerini yenileyip Türkiye toplantısı öncesi yeni yürütmelerini merkez yürütmeye bildirmelidirler.