EĞİTİM SEN

SENDİKAL BİRLİK BÜLTENİ

Ekim 2003, Sayı: 14

 

YENİ DURUM VE İHTİYAÇLAR

Sendikalarımızı kurduğumuz günlerden bu yana grevli, toplu sözleşmeli bir sendika mücadelesini yürütüyoruz. Bu mücadele; 21 Haziran 2001 tarihinde 4688 sayılı yasanın çıkmasıyla yeniden bir döneme girdi. Yasanın çeşitli hükümleri örgütlerimizi yeni kuruyormuşçasına üyeliklerin yenilenmesi başta olmak üzere bir çok sıkıntı ve yük getirerek bürokratik işlemleri yoğunlaştırdı. Sekiz aylık uyum süresinin sonunda konfederasyon ve sendikalarımız yasaya göre tüzük değişikliklerini yaparak yasalı dönemin ilk yönetim organlarını da belirledi.

Bu dönemde yönetim organlarında görev alanlar (başta şube başkanları), görevleri ile sendikaları arasında sıkıştılar. 11 Eylül’den sonra ABD’nin başını çektiği işgal politikalarının getirdiği savaş süreci, 3 Kasım seçimleriyle AKP’nin iktidara gelişi sonrasında sık sık yapılan eylemler, yöneticilerin görevleri olan kamu hizmetlerini üretemez noktaya getirmiş ve buna bağlı olarak da bazı sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır.

4688 sayılı yasaya göre ikincisini yürüttüğümüz TİS süreci; bu yasanın uygulanamaz olduğunu, kamu emekçilerinin haklı taleplerini kazanma zemini bulamadığı, üye ve yöneticilerinin sendikal güvencelerinin olmadığı, ILO’nun 87 ve 98 sayılı sözleşmelerine aykırı olduğu her kesim tarafından bir kez daha görülmüştür. Aynı zamanda da örgütsel irade bu yasayı aşacak pratiği edinecek bir deneyimden geçmektedir.

Bu bağlamda; örgütün ve kadroların yaşadığı zorlukları aşmanın bir yolu olarak, yasanın merkez yöneticilerine dayattığı profesyonelliğe şube başkanlarımızı da katarak aşmanın mümkün olacağı düşüncesi ortaya çıkmıştır. Bu düşünce; yani, profesyonelliği yaygınlaştırma, aynı zamanda örgütsel tıkanıklığı da aşmanın bir yolu olarak savunulmaya başlanmıştır.

Şu bilinmelidir ki, örgütsel tıkanıklığın giderilmesi ve şube yöneticilerinin iş yük ve eylem fazlalığından kaynaklanan sorunlarının nedeni profesyonelliğin yaygınlaştırılmamış olmamasından kaynaklanmamaktadır. Bu tıkanmanın ve sorunların temel nedeni örgütsel yapı ve seçim yöntemidir.

Bunun için de bunların çözümü de örgütsel yapının ve seçim yöntemimizin yeniden düzenlenmesinden geçmektedir. Şu anda ve ivedilikle yapılması gereken şey ilk önce örgütsel yapıyı yeniden düzenlemek ve ortaya çıkacak örgütsel yapıya uygun bir seçim sistemi oluşturmaktır. Bunlar gerçekleştirildikten sonra ortaya çıkan yeni yapının profesyonellik gerektirip-gerektirmediğine bakmaktır. Yani sorunların çözümü için bu aşamada profesyonelliğin yaygınlaşmasını savunmak, sorunların kalıcılaşmasını savunmak; bir nevi çözümsüzlüğü savunmak anlamına gelmektedir. Çünkü, şubelerde bir yöneticinin profesyonel olmasının getireceği olumlulukların yanında, olası olumsuz sonuçlarının neler olabileceği ve zamanın uygunluğu hakkında bir tartışmayı yaşamadan süreci başlatmak, gelecekte örgütsel zaafiyet yaratabilecektir. Ayrıca profesyonellik konusunu bir sendikanın sorunu ve gündemi gibi algılamak yerine, konfederasyon bütünlüğünde örgütsel format olarak değerlendirilmelidir.

Bunların yanında;

a.     Profesyonelliğin örgüte getireceği mali büyüklüğün yaratacağı sorunlar,

b.     Yönetim kademelerinde yaratabileceği etkiler,

c.      Üyeleri tatmin eden somut kazanımların olmadığı bu süreçte profesyonelliğin üyelerce sendikal rant olarak algılanabileceği,

d.     Sendikacılığın meslek olarak düşünülecek olması,

e.     Profesyonel olanların mesleklerine yabancılaşması, işkolundan ve çalışma ortamından kopmasını getirecek olması,

f.       Üyesi bulunduğumuz ETUC’un (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) “çalışırken sendikacılık” ilkesi gereğince yasa ve Toplu İş Sözleşmesinden profesyonellik talebinin çıkarılmasının bizi bağlıyor olması,

g.     Toplu İş Sözleşmesi taleplerimizde de ifade ettiğimiz ve toplu görüşmelerde hükümete kabul ettirerek kamuoyuna açıklattırdığımız grevli, toplu iş sözleşmeli ve yöneticilerin güvencelerini de içeren demokratik bir yasa değişikliğinin gerçekleşmesinin önünün açılmış olması,

h.     Sendikal görevlerin güce ulaşma, ele geçirme, kariyerizmi ortaya çıkarması ve giderek sistemin payandası olabilecek bir sendikal anlayışa dönüşme tehlikesi bulunuyor olması,

konunun daha derinlemesine değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Önümüzde örgütün tüm birimlerinde tartışma yapabileceğimiz, yetkili kurullarımızda değerlendirebileceğimiz yeterli süremiz vardır. İlk yapacağımız olağan kongrelere kadar tüm üyelerin katılımını esas alacak demokratik bir örgüt yapılanması ve seçim yöntemi gibi örgütsel ihtiyaçların doğru tespit edilmesi ve bu tespitin ardından da buna uygun oluşumun sağlanması hedeflenmelidir.

Grupsal ihtiyaçlardan hareket ederek ağır bedeller ödediğimiz ve bugün maddi ve manevi bir değer oluşturduğumuz biricik örgütlerimizi heba etme hakkımızın olmadığına inanıyoruz. Herkesi açık olmaya, herhangi bir kaygıya kapılmadan pozitif tartışma yürüterek örgütlerimizi karşı karşıya olduğumuz ağır ve zorlu sürece hazırlamaya çağırıyoruz.

 

Eğitim Sen Sendikal Birlik Yürütmesi: Mustafa Demir (Sözcü)[532-4729518], Ali Berberoğlu (Eğitim Sen MYK üyesi)[533-7632504], Mustafa Ecevit (KESK MYK Üyesi)[533-7664281], Hasan Fahri Vural[505-489 61 40], Fahrettin Eşgünoğlu [542-2558290], 
Ali Elvan[536-5513949], Ayşe Eren[536-8386607]

web:www.sendikalbirlik net, e-posta: sendikalbirlik@sendikalbirlik.net 
faks:
312-3634368

[Ana Sayfa]