EĞİTİM SEN

SENDİKAL BİRLİK BÜLTENİ

Temmuz 2003, Sayı: 13

 

Sendikal Birlik Türkiye toplantısı 21-22 Haziran 2003 tarihlerinde Ankara'da yapıldı. Bu toplantıda hem ülkemizin, hem de KESK ve Eğitim Sen'in durumu ve  gündemdeki konular tartışılarak önümüzdeki süreçte yapılması gerekenler üzerinde durulmuştur.

 

Genel Siyasi Durum

Küreselleşme ya da globalleşme denilen neo liberalizmin Dünya'ya egemen olma çabası özellikle çalışanlara yönelik başlatılmış olan saldırının uzun zamandır ülkemizde de kendini gösterdiği, bu saldırının meşrulaştırılması ve gizlenmesi için uydurulan yalanlara son dönemde ise daha fazla başvurulduğu görülmektedir. Örneğin, "çağdaşlaşmak", "devletin daha iyi yönetilmesi", "kamu yönetiminin daha işlevsel hale getirilmesi" ve "devletin hantallıktan kurtarılması" adına"performansa dayalı ücretlendirme", "esnek çalışma" ve "sözleşmeli statü" koşullarını dayatan kamu yönetimi reformu adıyla hazırlanan çalışmalar, kısıtlı olsa da var olan sosyal devleti yok etme projelerinin son aşamasıdır. Bu durum tesadüf olmadığı gibi yıllardır sürdürülen devleti küçültme ve özelleştirme politikalarının bir sonucudur. AKP'nin "acil eylem planı''na ya da AKP hükümetinin programına bakıldığında "esnek çalıştırma", "norm kadro uygulamasına gidilme" , "toplam kalite yönetimi" ve "performans yönetimi" gibi hedeflerin var olduğu görülür.

AKP'nin koyduğu bu hedefler ve hükümetinin bu güne kadar izlediği politikalara bakıldığında, neo liberalizmin ödünsüz bir savunucusu ve uygulama çabasında olduğuna dair hiçbir şüphe kalmamıştır.

Eğer "kamu reformu yasa tasarısı" ve "yerel yönetimler yasa tasarısı" yasallaşırsa; kamu hizmetleri yerelleştirilerek özelleştirilmesinin daha da kolaylaştırılması sağlanmış olacaktır. Bu durum kamu çalışanlarının iş güvencesini yok edeceği gibi (il özel idaresi yasasında sözleşmeli personel çalıştırmak esastır denilmektedir), işsizleştirmeyi hızlandırarak daha da artıracaktır. Ayrıca bu yolla kamu sendikalarının güçleri de yok edilmek istenmektedir.

Bu nedenlerden dolayı kamu çalışanları, işçiler ve diğer yoksul kesimler "kamu reformu yasası taslağı"  ve "yerel yönetimler yasa taslağı"nın yasalaşmaması için büyük bir çaba içine girmeli ve mücadele etmelidir. Bu mücadelede de öncülük KESK'e aittir.

Ayrıca ülkemizde ciddi anlamda bir demokrasi sorunu var. Ülkemizde demokrasi tam anlamıyla gelişmediği gibi, gelişmesinin önünde de yasal ve yöneticilerin sınıfsal tercihlerinden kaynaklanan engeller vardır. Bir ülkenin demokratikleşmesi, o ülkenin sendikalarını yakından ilgilendirir ve sendikalar demokratikleşmeye katkıda bulunurlar. Ülkemizdeki yasal ve anayasal engellerin (düşünce, örgütlenme ve siyaset yapma özgürlüğü gibi) kaldırılması sendikaların kitle örgütlerinin asli görevleri içersindedir. Ancak, sendikaların birincil görevi temsil ettikleri emekçilerin ekonomik, sosyal ve özlük haklarını kazanmak ve daha ileri noktalara taşımaktır. Bu konuda başarılı olamayan bir sendikanın da demokratikleşmeye bir katkısı olamaz.

 

Genel Siyasi Af

Son dönemlerde ülkemizde, bir siyasi oluşum "tecrit" söyleminden "genel siyasi af" söylemine geçerek; kendi siyasal anlayışına uygun gündem oluşturma çabasına girmiştir. Ülkemizde demokratım diyen bir kişinin düşünce özgürlüğüne taraf olmaması ve düşüncenin suç olmasına karşı çıkmaması düşünülemez. Ancak;af isteği çok genel tutulmuş ve toplumsal anlamda ne istediği tam olarak netleştirilememiştir. Örneğin, bu genel siyasi af isteğindeki "genel" kavramı, Sivas katliamı suçlularını, Manisa işkencecilerini ve Hizbullah sanıklarını da mı içermektedir? Bunlar net değildir.

Kendi siyasi anlayışlarına göre genel siyasi af gündemi oluşturma çabası içine girenler, bu amaçlarını KESK ve KESK'e bağlı sendikalar üzerinden yürütme çalışmaktadır. Unutulmamalıdır ki, KESK ve KESK'e bağlı sendikalar birer siyasi parti değillerdir, ayrıca partilerin, ya da siyasi oluşumların yan kuruluşları ya da arka bahçeleri hiç değillerdir. Bunlar kendi kuruluş amaçları ve bağımsız tüzel kişilikleri olan örgütlerdir.

 

Önceliklere dikkat edilmeli

Evet tekrar hatırlatıyoruz, KESK bağımsız bir örgüttür. Ve kamu çalışanlarını ezerek, kamu hizmetlerinin paralı hale getirerek kamusal yararın yok edilmek istendiği bu günlerde, öncelik sosyal devletin korunması olmalıdır.

Bunun için KESK ve KESK'e bağlı sendikalar, her hangi bir siyasi oluşumun gündemine kilitlenmek yerine; önceliğini ve enerjisini, çalışanların ve halkın çıkarlarını yok edecek olan yasa tasarılarını engellemek, Temmuz maaş artışları, toplu görüşmeyi toplu sözleşmeyle tamamlamak için harcamalıdır. Bu aynı zamanda ülkemiz sendikacılığının ve sendikalarının tarihi bir görevidir.

 

Önümüzdeki dönemde görevlerimiz

KESK ve KESK'e bağlı sendikalar kendi dışında oluşturulan gündeme takılmadan, "kamu reformu yasası" ve "yerel yönetimler yasası" taslaklarının yasallaştırılması çabalarına karşı yapacakları eylem ya da diğer eylemlere hazırlıklarını yapmalı ve kamu çalışanlarını buna hazır bir duruma getirmelidir.

Sendikal Birlik Türkiye toplantısında yukarıda özetlenen görüşlerin yanı sıra,

  • Milli Eğitim Bakanlığınca özel okullara devlet parasıyla on bin öğrenci gönderilmesine, okulların satışa çıkarılmasına karşı çıkılması gerektiği önemle vurgulanmıştır.

  • KESK'in kendi genel kurul kararı gereğinin yerine getirilmesi icin, KESK Genel Merkezinin bir an önce Ankara'ya taşınması zorunluluğu hatırlatılmıştır.

  • Partilerin kendi gündem ve eylemlerinin KESK ve KESK'e bağlı sendikalar üzerinden yürütme çabalarına, sendikamızın şiddetle karşı çıkarak, örgütsel bağımsızlığın titizlikle korunması üzerinde durulmuştur.

  • Her ne gerekçeyle ve ne koşulda olursa olsun "sosyal devlet ilkesi"nden ödün verilmemesinin, ayrıca ülkemizde kısıtlı da olsa var olan kazanılmış sosyal hakların daha da ilerilere götürülmesinin gereği üzerinde durulmuştur.

  • Sendikalarımızda, genel politikalara ilişkin açıklama ve pratikler genel merkez tarafından, yerele ilişkin sorunlarda şubelerimiz açıklama ve eylem yapmalıdır. Aksi durumda her şube farklı bir sendikal politika geliştirir ki buda örgütsel bütünlüğü zedeler.

  • Karar süreçlerini tamamlayarak alınan kararlar örgütün tüm birimlerinde yaşama geçirilmelidir. Son dönemde Sendikalar Birliği adıyla oluşturulan platformlar merkezi örgütlerimizin kararlarına güç katmalı, muhalefet amacıyla emekçilerin gücünü zayıflatmamalıdır.

  • "Nema rezaleti"ne benzer hak kayıplarının bir daha yaşanmaması dile getirilmiştir.

  • Önümüzdeki toplu görüşme sürecine hak almak için girilmesi, toplantı ve görüşmeleri terk etmenin hedeflenmemesi, sendikalı olmanın farklılığını haklı çıkaracak kazanımların elde edilmesi, KİK'in öneminin küçümsenmemesi ve sahip çıkılarak hayata geçirilmesine çalışılması, ücret ve sosyal haklarda gerçekleştirilebilir taleplerle işverenin karşısına çıkılması, ücretlerde hissedilir artışların sağlanması gibi taleplerin hedeflenmesi görüşü belirtilmiştir.

  • Profesyonel sendikacılığın çok iyi tahlil edilmesi, yarar-zarar durumunun bugünden bir değerlendirmeye ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır.

  • Grevli, toplu sözleşmeli bir sendika yasası hedeflenerek, antidemokratik ve çağdışı içeriğe sahip olan "Kamu Çalışanları Sendikaları Kanunu"nun toptan değiştirilmesinin KESK için önemli bir hedef olduğu görüşü ısrarla savunulmuştur.

Eğitim Sen Sendikal Birlik Yürütmesi: Mustafa Demir (Sözcü)[532-4729518), Ali Berberoğlu (Eğitim Sen MYK üyesi)[533-7632504], Mustafa Ecevit (KESK MYK Üyesi)[542-6341947], Hasan Fahri Vural[532-5932440], Fahrettin Eşgünoğlu[542-2558290], Ali Elvan[536-5513949], Ayşe Eren[536-8386607]

web:www.sendikalbirlik net, e-posta: sendikalbirlik@sendikalbirlik.net faks: 312-3634368

[Ana Sayfa]