|
Eğitim Sen Sendikal Birlik (SB) Türkiye Toplantısı Toplantıda SB Grubu’nun yaşadığı
sorunlara ilişkin değerlendirme aşağıdadır. Sonuç bildirgesi ayrıca
yayınlanacaktır. Eğitim Sen Genel Kurulu
sürecinde birkaç arkadaşın anlamsız, tutarsız dayatması yüzünden Sendikal
Birlik (SB) Grubu olarak yaşadığımız sıkıntılar pek çok arkadaşımız
tarafından gözlenmiş ve sanırız değerlendirilmiştir. Sonrasında gerçekten bu sıkıntılar nasıl çözülebilir diye kafa yormak
yerine sorunların daha da derinleşmesi için adeta çaba sarf edilmiştir.
Öncelikle alelacele bir Türkiye toplantısı planlanmış. Kendilerince
organize bir biçimde adeta “kimler katılırsa nasıl bir sonuç çıkar” diye
çetele tutularak toplantının katılımcıları belirlenmiş, Eğitim Sen Genel
Kurulu’nu izleyen bir tek delegemiz bile toplantıya çağrılmamıştır. Organize
olmalarına karşın Türkiye toplantısında da istediklerini yapamayan bu
arkadaşlarımızın kişisel hırsları öyle bir noktaya erişmiş ki, artık
kural, grup disiplini, demokratik teamüller, SB’nin gelenekleri vb. konuların
çok uzağına düşmüşlerdir. Onlar için tek bir şey vardır, varsa yoksa hangi
yol ve yöntemle olursa olsun M.Ecevit arkadaşın KESK’e aday yapılması. Arkadaşlarımız (M.Demir,
M.Ecevit, F.Eşgünoğlu) işi gücü bırakıp il yürütmelerini, istedikleri yanıtı
alamıyorlarsa yürütmeleri atlayarak arkadan kişileri arayıp “grup
parçalanıyor, ancak ben (M.Ecevit) KESK’e aday yapılırsam SB’nin parçalanması
önlenebilir” denilerek yani bir anlamda şantaj yapılarak kafalar
karıştırılmıştır. İşte bu koşullarda KESK süreci başlamıştır. 29 Nisan 2005 günü diğer
gruplardan KESK’e yönelik 4’lü görüşme talebi gelmiş, bilgi aynı anda Ali
Berberoğlu tarafından o zamanki sözcü M.Demir’e mesajla iletilmiştir. 30
Nisan’da diğer gruplarla M.Demir ve F.Eşgünoğlu’nun katıldığı bir görüşme
yapılmış, sonra bir kez daha yapılmış, bizim bilgimize göre M.Ecevit’in de
katıldığı bir görüşme daha yapılmıştır. Halen bugün bile tam olarak kaç
görüşme yapıldığı ve ne konuşulduğuna dair bu üç kişinin dışında kimsenin
hiçbir bilgisi yoktur. Mustafa Demir ve F.Eşgünoğlu’nun
SB Yürütme üyelerinden habersiz görüşmeleri sürdürmesi üzerine özellikle
KESK’e bağlı diğer sendikalardaki (T.Bel-Sen, BES, Tarım Orkam Sen vb.) SB
Yürütme üyeleri M.DEMİR’i defalarca telefonla arayarak görüşmek istediklerini
belirtmişlerse de, “müsait olmadığını, gerekirse arayan kişiyle özel
görüşeceğini, derste olduğunu vb” söyleyerek geçiştirmiştir. Bunun üzerine sözlerin uçup
gidebileceğini hatta yaşananlardan hareketle inkar edilebileceğini düşünerek
talebimizi yazılı olarak M.Demir’in dershane faksına faksladık. 5 Mayıs 2005
(Belge-1) Yine de telefon vb. aramalarımız
devam etmiş ancak yine hiçbir yanıt, dönüş yok. Bunun üzerine Mustafa Demir,
F.Eşgünoğlu, Mustafa Ecevit’e hitaben 7 Mayıs 2005 (Belge-2) tarihli yazı
yazılmıştır. SB Web sayfasında da görülebilecek yazıda en geç 9 Mayıs 2005
Pazartesi akşam saat: 18.00’e kadar SB Yürütmeleriyle bir toplantı talep
edilerek sürecin orada tartışılması istenmektedir. Ayrıca görüşmelere
katılmak üzere M.Demir, Vicdan Baykara, Şükrü Durmuş ve Şenol Köksal’ın
görevlendirildiği bildirilmiştir. Söylenen saate kadar beklenmesine karşın
yine en küçük bir yanıt yoktur. Bunun üzerine belirlenen
görüşmeciler ve izlenmesi gereken yol konusuna dikkat çeken bir yazı daha
9.5.2005 günü tekrar M.Demir’e gönderilmiştir. 11 Mayıs Çarşamba gününe dek
beklenmiş yine yanıt yok. Bunun üzerine Eğitim Sen’in dışındaki sendikaların
SB Yürütmelerinden 6 kişi M.Demir’in dershane de olduğunu öğrenip hemen
yanına gitmişlerdir. Yapılan görüşme de (adına
görüşme denirse) M.Demir, “kendisinin dışında kimseyi tanımadığını”,
“hiçbir toplantı yapmayacağını”, “bu durumunda bir toplantı gibi
algılanmamasını”, “diğer gruplarla görüşmelere de ancak güvendiği insanlarla
gideceğini” vb. saçma sapan şeyler söylemiş hatta giden arkadaşları ciddi
olarak incitmiştir. KESK Genel Kurulu’na bir gün
kalıncaya kadar sorunların büyümemesi, SB’nin birlik ve bütünlüğünü koruma
sorumluluğuyla davranılmıştır. Bu nedenle de yürütmenin çoğunluğu 4 kişi,
fiili biçimde görüşmeleri sürdüren 3 kişiyi sürekli resmi yazılarla bir araya
gelmeye çağırmıştır. Bu iyi niyetli ve sorumlu tutuma
karşı arkadaşların fiili durumu sürdürmesi karşısında çoğunluk yetkisini
kullanıp, M.Demir’i sözcülük görevinden alarak yerine H.Fahri Vural’ı
getirmiştir. Aynı anda diğer sendikaların yürütmeleri de H.Fahri Vural’ı KESK
SB sözcülüğüne getirmişlerdir. Bu arada diğer gruplar doğaldır
ki bu durumu en iyi biçimde kullanmış, SB adına katıldığını söyleyen 2 ayrı
görüşmeci ekipten hiç biriyle tek olarak görüşmeyeceğini deklere ederek adeta
yakaladıkları fırsatla SB’in kendi içinde cebelleşmesine çanak tutmuşlardır.
Kuşkusuz bu durumdan başka gruplardan önce bu duruma zemin hazırlayan sözde
SB’ciler sorumludur. Tam bu arada Trabzon şubesinden
doğru yazım çalışmalarının epeydir sürdüğünü bildiğimiz “ZORUNLU AÇIKLAMA”
isimli yazı çeşitli birimlere gönderilir. Evet bu yazıda web sayfamıza
konmuştur. (yazanların bu sayfaya koyma şansları olmamasına karşın
koyulmuştur, cümle alem duysun diye). Bilindiği gibi bu yazı Eğitim Sen Merkez
organlarına seçilenleri tanımamaktadır. Doğaldır ki bu arada KESK Genel
Kurul süreci işlemiş ve ilk günkü bayrak krizi ile ortalık sarsılmıştır. Biz hemen KESK’teki
arkadaşımızın ne yaptığını dahi sorgulamadan (M.Ecevit KESK Genel Kurul
salonunun düzenlenmesinden sorumlu 4 MYK üyesinden birisidir) bir önerge
hazırlayarak şayet bu önerge oylatılırsa dahi salonu terk edeceğimizi
belirterek 1.gün akşama sorunun çözümünü sağladık. 13 Mayıs 2005 Cuma günü akşamı belirlenen
salonda saat: 18.00 civarında toplandık. Bu toplantıya M.Ecevit katılmazken
M.Demir ve F.Eşgünoğlu katılmıştır. (KESK’e ilişkin ittifak görüşmelerini
sürdürmekte yürütme çoğunluğunu by-pass ederek olağanüstü istekli olan bu
arkadaşlarımız SB grubunun delegelerinin toplanması için hiçbir girişimde
bulunmamış, hazırlıkların hepsi KESK SB Yürütmeleri tarafından yapılmıştır) Hatta M.Demir sözcülükten
alınmasını kabul etmediğini belirtip fiili durum yaratarak bu toplantıyı
kendisinin yöneteceğini belirtmiş. Eh birazda yönetmiştir. (Ayrıca H.F.Vural,
Vicdan Baykara, Naki Yasan ve Şükrü Durmuş’da divanda yer almış ve
toplantının yönetimine katılmıştır.) Sonuçta iş aday belirlemeye gelmiş,
adaylar ortaya çıkmış, ikna olmamışlar ve seçime geçilmiştir. Yönetime
Kamuran KARACA, Yüksel ADIBELLİ, Celal AKAÇ, Disipline Mustafa KALYONCU,
Hüseyin GÖÇYENEN, Öner DEMİRCİ aday olmuşlardır. Sandık kurulu M.Demir
tarafından oluşturulup, sandığın gelmesinden sonra M.Demir “divanın işinin
bittiğini, artık görevin sandık kurulunda olduğunu” belirterek görev
devredilmiştir. Gizli oy açık sayım esasına göre
seçim yapılmış tutanak altına alınmış ve toplantı dağılmıştır. M.Demir ertesi günü bu
toplantıyı tanımadığını ifade etmiştir. 14 Mayıs 2005 Cumartesi günü Genel
Kurul kendi seyrinde sürmüş akşam saatlerinde adayların divana verilmesine
sıra gelmiştir. Bundan önce DSD-YS-EH üçlü olarak toplanmış YS M.Ecevit’in
aday olarak tanınmasını, DSD ise resmi yürütmenin adayının seçimle belirlenen
K.Karaca olduğunu belirtmesi üzerine üçlü anlaşamamış ve sonunda yedinci
kişiyi boş bırakarak uzlaşmaya varmışlardır. Ancak grup yetkililerinin
ifadelerinde YS’ler M.Ecevit’e, DSD’liler K.Karaca’ya oy vereceğini
belirtmiştir. SB olarak salonun önünde yaptığımız değerlendirmede hiç
girilmesin diyen arkadaşlar olmuşsa da büyük çoğunluk ve yürütme sözcüleri
sadece kendi adaylarımıza oy verilerek çıkılmasının doğru olduğunu belirtmiş
ve grup olarak da böyle yapılmıştır. (Ayrıca konuya ilişkin tutanak
tutulup imzalanmıştır.) Sonuç olarak Kamuran KARACA 190
oyla asil MYK Üyeliğine, Ayşe EREN 56 oyla yedek MYK üyeliğine seçilmiş olup,
2.Adayımız Fevzi KILINÇ 51 oy almış, Disiplin Kurulu adayımız Mustafa
KALYONCU seçilememiştir. 15 Mayıs 2005 tarihinde
tamamlanan KESK Genel Kurulu’ndan tam 6 gün sonra 21 Mayıs günü Eğitim Sen’in
kapatılma davasına karşı Ankara’da yapılan merkezi eylemi fırsat bilen bu
arkadaşlar, illerden gelen SB’ci arkadaşlardan sadece canlarının istediğini
(işlerine geleni) çağırarak alel acele bir toplantı yaparak yeni Türkiye Yürütmesini
(M.DEMİR, M.ECEVİT, F.EŞGÜNOĞLU, MAHİR ULUS, CEVDET ÖZTÜRK, ORHAN YILDIRIM,
YÜKSEL ADIBELLİ) belirlediklerini bir yazı ile kamuoyuna duyurmuşlardır.
Arkadaşlarımız öyle hızlı çalışmışlar (!) ki; hemen 1 Haziran günü, Haziran
2005 Bildirisini çıkarmışlardır. Bu bildirinin en dikkat çeken
yanı Eğitim Sen Genel Kurulunda ezici çoğunlukla yönetimlere girilmelidir
denilmesine karşın, hayır biz istemiyoruz girilmemelidir deyip, sonra 3
yıldır örgütün en tepesinde (M.ECEVİT’in) görev yapıp, 15 Mayısta hiçbir grup
hukukunu tanımadan, grup toplantısına gelmeden aday olup, Yurtsever
Emekçiler’in desteğine rağmen kazanamayışından 15 gün sonra “.......... öğretmen
örgütçülüğünün, 2005 yılında sorgulanması gereken bir sürece girmiş”
olduğunun ifade edilmesidir. Ancak bu yetmemiş arkadaşlarımız
esas amaçlarını daha sonra satır arasına saklayarak söyleyebilmişlerdir.
Arkadaşlarımız “eğitim çalışanlarının sendikasız bırakılmalarına izin
vermeyeceklermiş” aslında bu mantık ne yazık ki, açık seçik Eğitim Sen’in
kapatılmasını istiyor. Kapatılacağının propagandasını yapıyor. “Tüzüğün 3
Temmuz’da değiştirilemeyeceğini” söylüyorlardı. Hatta söylemeye kalmayıp
3 Temmuz Olağanüstü Genel Kurulda Mahir ULUS kürsüden tüzüğün 2/b maddesindeki,
“...... bireylerin anadillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini
geliştirmesini” ibaresinin çıkarılmaması gerektiğini söylüyor ama oyunu bile
kullanmadan salondan ayrılıyordu. Zaten Eğitim Sen Başkanlar Kurulu’nda da
arkadaşlarımız bu tüzüğün değiştirilmemesi gerektiğini belirtmişlerdi. Ancak daha 6 ay kadar önce SB
Türkiye Yürütmesi tarafından 19 Ocak 2005 tarihinde yapılmış olan “tüzük değişikliği dahil” bu
sorunun o zaman çözülmesini isteyen çağrısını da bu arkadaşlar şubelerinde
dağıtmışlardır. Ne kadar çok birbirine benziyor.
O zamanki yürütme üyesi F.EŞGÜNOĞLU ‘da Eğitim Sen Genel Kurulu’nun 1. günü
yapılan toplantıda katılımcılar bir yandan aday belirlemeye çalışırken
arkadaş 10-15 gündür bir fiil sürdürdüğü ittifak görüşmeleri konusunda en
azından sorumluluğu gereği katılımcıları bilgilendirmesi gerekirken, “susma
hakkını kullanmış”, 2. gün Genel Kurul saat 10.00 da başlamasına karşın
defalarca telefon görüşmesi yapılarak, saat 13.00 te sözde sözcü ile
birlikte ancak Genel Kurul alanına gelmeleri sağlanmış, ondan sonra da
arkadaşımız SB Grubunun kararına rağmen bu kez de “kişisel tercih hakkını
kullanarak görüşmelere katılmayacağını” belirtmiştir. Grup başkalarını
görevlendirince de yürütmeyi by-pas ettiniz deme cüretini göstermiştir. Ancak
bu cüretkarlık tükenmemiş, kimi zaman susma hakkını, kimi zaman (son gün son
anda) görüşmecilikten çekilme konusunda kişisel tercihini kullanan bu
arkadaşımız KESK sürecinde birden bire olağanüstü bir istekle bütün SB
Yürütmelerinden habersiz görüşmeci oluvermiş.... Sonuç olarak, Eğitim Sen Genel
Kurul sürecinde ortaya çıkan, bu gün çok daha farklı noktalara savrulmuş
olarak devam eden bu sorunlara ilişkin
daha pek çok tutarsızlık saçmalık söylenebilir. İhtiyaç duyulduğunda da söylenecektir.
Ancak şunlar unutulmamalıdır.
1- Bugün yaşananların altındaki tek neden
M. Ecevit’in yeniden KESK MYK’sına taşınmak istenmesidir. Bu açıkça hem
Türkiye toplantısında hem de tek tek iller aranarak söylenmiştir. Bunun için
tüm yollar mübah sayılmasına karşın
başarılamayınca savrulmalar başlamıştır.
2-
Fahrettin Eşgünoğlu, M. Ecevit’in KESK’e
taşınmasını, SB Gurubu’nun çıkarlarına tercih etmiş, ittifak görüşmelerini
kendi kafasında bitirmiş, kafasında bitirdiği bu şeyi gurubun kararı haline
getirebilmek için olmadık bahaneler uydurmuş, başaramayınca dostu ve
sözcüsüne bağlılığını ortaya koymuştur.
3- Mustafa Demir zaten ilgilisi ve
bilgisinin olmadığı sendikal mücadele ve Sendikal Birlik alanından oldukça
uzak ve etkisiz kalmıştır. Bu durum bir ölçüye kadar anlaşılabilir. Ancak
arkadaşımız özellikle Eğitim Sen Genel Kurul sürecinde grubun birlik
bütünlüğünü korumak için bir irade ortaya koyamamış sonuç olarak hem kendisi
hem SB’i dağıtmıştır. Ve SB Grubunun sözcüsü olmak yerine Mustafa Ecevit ve
Fahrettin Eşgünoğlu’nun sözcüsü olmayı yeğlemiştir. 4- Bu kişiler Eğitim Sen Genel Kurulunda yönetimlerde olunmasın
diyerek her şeyi kırıp döktükten bir
ay sonra KESK MYK’sına aday olabilmiş, 19 Ocak 2005’te anadilin tüzükten
çıkarılması için SB Yürütmesi tarafından yazılan “Çağrı”yı sahiplenirken 6 ay
sonra Başkanlar Kurulu ve Genel Kurul’da “hayır tüzükten çıkarılmasın”
diyebilmiş, üç yıldır örgütün en tepesinde (KESK MYK ve Eğitim Sen Denetleme
Kurulu Üyesi) görev yaptıktan sonra tekrar KESK MYK’ya aday olup
kazanamayınca yeni sendika tartışmaları başlatmışlardır. Korkarız ki yalnız SB’i değil, demokratik öğretmen hareketini de
bölmeyi/parçalamayı kafalarına koymuşlar. 5-
Bütün olumsuzluklara karşın bu 3 kişiye 11 Haziran 2005 günü Türkiye
Yürütmesinin (4 kişi) çoğunluğu olarak son bir yazı gönderilerek 7 yürütme
üyesinin yeni Türkiye Yürütmesinin seçileceği geniş bir Türkiye toplantısını
organize etmek üzere biraraya gelmesi için yazılı çağrıda bulunulmuş. Ancak
yine her zaman olduğu gibi hiçbir yanıt alınamamıştır. 6- Bundan
böyle bu üç kişinin SB Grubu ile hiçbir ilişkisi kalmamıştır. 7-
Söz konusu bu üç kişinin önderliğinde yürütülen tutarsız, dayatmacı, kariyerist çabaları yalanla dolanla
insanlara yutturmak için 9-10 Temmuzda İzmir’de bir toplantı yapılacağı ifade
edilmektedir. Esas olarak gizli emellerin uçlarının açığa çıkacağı bu
toplantıyı bizlerin onaylaması mümkün değildir. 8- SB grubu Eğitim Sen’in sahibidir. Bizim
sendikamıza sahip çıkarak kapatılmasını engellemek en öncelikle görevimizdir.
Eğitim Sen’i kapattırmayacağız. Ancak bizim görevimiz esas o zaman
başlayacaktır. Bu örgütü, birlik ve bütünlüğünü bozmadan politik grupların
arenası haline getirme çabalarına karşı çıkarak, tüm eğitim emekçilerinin
örgütü haline getirmekte, yine SB’nin en temel sorumluluğu olacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. EĞİTİM SEN SB TÜRKİYE
YÜRÜTMESİ H.FAHRİ
VURAL TÜRKİYE SÖZCÜSÜ ALİ
BERBEROĞLU KAMURAN
KARACA ALİ
GENÇAĞA GÜZEY HAŞİM
KOZAKBAŞ ALİ
RIZA DEMİR FEVZİ
KILINÇ
|