Eğitim Sen Sendikal Birlik (SB) Türkiye Toplantısı
4 Temmuz 2005 Tarihinde Ankara’da Yapıldı

Toplantıda SB Grubu’nun yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirme aşağıdadır. Sonuç bildirgesi ayrıca yayınlanacaktır.

Eğitim Sen Genel Kurulu sürecinde birkaç arkadaşın anlamsız, tutarsız dayatması yüzünden Sendikal Birlik (SB) Grubu olarak yaşadığımız sıkıntılar pek çok arkadaşımız tarafından gözlenmiş ve sanırız değerlendirilmiştir.

Sonrasında gerçekten bu sıkıntılar nasıl çözülebilir diye kafa yormak yerine sorunların daha da derinleşmesi için adeta çaba sarf edilmiştir. Öncelikle alelacele bir Türkiye toplantısı planlanmış. Kendilerince organize bir biçimde adeta “kimler katılırsa nasıl bir sonuç çıkar” diye çetele tutularak toplantının katılımcıları belirlenmiş, Eğitim Sen Genel Kurulu’nu izleyen bir tek delegemiz bile toplantıya çağrılmamıştır. Organize olmalarına karşın Türkiye toplantısında da istediklerini yapamayan bu arkadaşlarımızın kişisel hırsları öyle bir noktaya erişmiş ki, artık kural, grup disiplini, demokratik teamüller, SB’nin gelenekleri vb. konuların çok uzağına düşmüşlerdir. Onlar için tek bir şey vardır, varsa yoksa hangi yol ve yöntemle olursa olsun M.Ecevit arkadaşın KESK’e aday yapılması.

Arkadaşlarımız (M.Demir, M.Ecevit, F.Eşgünoğlu) işi gücü bırakıp il yürütmelerini, istedikleri yanıtı alamıyorlarsa yürütmeleri atlayarak arkadan kişileri arayıp “grup parçalanıyor, ancak ben (M.Ecevit) KESK’e aday yapılırsam SB’nin parçalanması önlenebilir” denilerek yani bir anlamda şantaj yapılarak kafalar karıştırılmıştır.

İşte bu koşullarda KESK süreci başlamıştır.

29 Nisan 2005 günü diğer gruplardan KESK’e yönelik 4’lü görüşme talebi gelmiş, bilgi aynı anda Ali Berberoğlu tarafından o zamanki sözcü M.Demir’e mesajla iletilmiştir. 30 Nisan’da diğer gruplarla M.Demir ve F.Eşgünoğlu’nun katıldığı bir görüşme yapılmış, sonra bir kez daha yapılmış, bizim bilgimize göre M.Ecevit’in de katıldığı bir görüşme daha yapılmıştır. Halen bugün bile tam olarak kaç görüşme yapıldığı ve ne konuşulduğuna dair bu üç kişinin dışında kimsenin hiçbir bilgisi yoktur.

Mustafa Demir ve F.Eşgünoğlu’nun SB Yürütme üyelerinden habersiz görüşmeleri sürdürmesi üzerine özellikle KESK’e bağlı diğer sendikalardaki (T.Bel-Sen, BES, Tarım Orkam Sen vb.) SB Yürütme üyeleri M.DEMİR’i defalarca telefonla arayarak görüşmek istediklerini belirtmişlerse de, “müsait olmadığını, gerekirse arayan kişiyle özel görüşeceğini, derste olduğunu vb” söyleyerek geçiştirmiştir.

Bunun üzerine sözlerin uçup gidebileceğini hatta yaşananlardan hareketle inkar edilebileceğini düşünerek talebimizi yazılı olarak M.Demir’in dershane faksına faksladık. 5 Mayıs 2005 (Belge-1)

Yine de telefon vb. aramalarımız devam etmiş ancak yine hiçbir yanıt, dönüş yok. Bunun üzerine Mustafa Demir, F.Eşgünoğlu, Mustafa Ecevit’e hitaben 7 Mayıs 2005 (Belge-2) tarihli yazı yazılmıştır. SB Web sayfasında da görülebilecek yazıda en geç 9 Mayıs 2005 Pazartesi akşam saat: 18.00’e kadar SB Yürütmeleriyle bir toplantı talep edilerek sürecin orada tartışılması istenmektedir. Ayrıca görüşmelere katılmak üzere M.Demir, Vicdan Baykara, Şükrü Durmuş ve Şenol Köksal’ın görevlendirildiği bildirilmiştir. Söylenen saate kadar beklenmesine karşın yine en küçük bir yanıt yoktur.

Bunun üzerine belirlenen görüşmeciler ve izlenmesi gereken yol konusuna dikkat çeken bir yazı daha 9.5.2005 günü tekrar M.Demir’e gönderilmiştir. 11 Mayıs Çarşamba gününe dek beklenmiş yine yanıt yok. Bunun üzerine Eğitim Sen’in dışındaki sendikaların SB Yürütmelerinden 6 kişi M.Demir’in dershane de olduğunu öğrenip hemen yanına gitmişlerdir.

Yapılan görüşme de (adına görüşme denirse) M.Demir, “kendisinin dışında kimseyi tanımadığını”, “hiçbir toplantı yapmayacağını”, “bu durumunda bir toplantı gibi algılanmamasını”, “diğer gruplarla görüşmelere de ancak güvendiği insanlarla gideceğini” vb. saçma sapan şeyler söylemiş hatta giden arkadaşları ciddi olarak incitmiştir.

KESK Genel Kurulu’na bir gün kalıncaya kadar sorunların büyümemesi, SB’nin birlik ve bütünlüğünü koruma sorumluluğuyla davranılmıştır. Bu nedenle de yürütmenin çoğunluğu 4 kişi, fiili biçimde görüşmeleri sürdüren 3 kişiyi sürekli resmi yazılarla bir araya gelmeye çağırmıştır.

Bu iyi niyetli ve sorumlu tutuma karşı arkadaşların fiili durumu sürdürmesi karşısında çoğunluk yetkisini kullanıp, M.Demir’i sözcülük görevinden alarak yerine H.Fahri Vural’ı getirmiştir. Aynı anda diğer sendikaların yürütmeleri de H.Fahri Vural’ı KESK SB sözcülüğüne getirmişlerdir.

Bu arada diğer gruplar doğaldır ki bu durumu en iyi biçimde kullanmış, SB adına katıldığını söyleyen 2 ayrı görüşmeci ekipten hiç biriyle tek olarak görüşmeyeceğini deklere ederek adeta yakaladıkları fırsatla SB’in kendi içinde cebelleşmesine çanak tutmuşlardır. Kuşkusuz bu durumdan başka gruplardan önce bu duruma zemin hazırlayan sözde SB’ciler sorumludur.

Tam bu arada Trabzon şubesinden doğru yazım çalışmalarının epeydir sürdüğünü bildiğimiz “ZORUNLU AÇIKLAMA” isimli yazı çeşitli birimlere gönderilir. Evet bu yazıda web sayfamıza konmuştur. (yazanların bu sayfaya koyma şansları olmamasına karşın koyulmuştur, cümle alem duysun diye). Bilindiği gibi bu yazı Eğitim Sen Merkez organlarına seçilenleri tanımamaktadır.

Doğaldır ki bu arada KESK Genel Kurul süreci işlemiş ve ilk günkü bayrak krizi ile ortalık sarsılmıştır.

Biz hemen KESK’teki arkadaşımızın ne yaptığını dahi sorgulamadan (M.Ecevit KESK Genel Kurul salonunun düzenlenmesinden sorumlu 4 MYK üyesinden birisidir) bir önerge hazırlayarak şayet bu önerge oylatılırsa dahi salonu terk edeceğimizi belirterek 1.gün akşama sorunun çözümünü sağladık.

13 Mayıs 2005 Cuma günü akşamı belirlenen salonda saat: 18.00 civarında toplandık. Bu toplantıya M.Ecevit katılmazken M.Demir ve F.Eşgünoğlu katılmıştır. (KESK’e ilişkin ittifak görüşmelerini sürdürmekte yürütme çoğunluğunu by-pass ederek olağanüstü istekli olan bu arkadaşlarımız SB grubunun delegelerinin toplanması için hiçbir girişimde bulunmamış, hazırlıkların hepsi KESK SB Yürütmeleri tarafından yapılmıştır)

Hatta M.Demir sözcülükten alınmasını kabul etmediğini belirtip fiili durum yaratarak bu toplantıyı kendisinin yöneteceğini belirtmiş. Eh birazda yönetmiştir. (Ayrıca H.F.Vural, Vicdan Baykara, Naki Yasan ve Şükrü Durmuş’da divanda yer almış ve toplantının yönetimine katılmıştır.) Sonuçta iş aday belirlemeye gelmiş, adaylar ortaya çıkmış, ikna olmamışlar ve seçime geçilmiştir. Yönetime Kamuran KARACA, Yüksel ADIBELLİ, Celal AKAÇ, Disipline Mustafa KALYONCU, Hüseyin GÖÇYENEN, Öner DEMİRCİ aday olmuşlardır. Sandık kurulu M.Demir tarafından oluşturulup, sandığın gelmesinden sonra M.Demir “divanın işinin bittiğini, artık görevin sandık kurulunda olduğunu” belirterek görev devredilmiştir.

Gizli oy açık sayım esasına göre seçim yapılmış tutanak altına alınmış ve toplantı dağılmıştır.

M.Demir ertesi günü bu toplantıyı tanımadığını ifade etmiştir. 14 Mayıs 2005 Cumartesi günü Genel Kurul kendi seyrinde sürmüş akşam saatlerinde adayların divana verilmesine sıra gelmiştir. Bundan önce DSD-YS-EH üçlü olarak toplanmış YS M.Ecevit’in aday olarak tanınmasını, DSD ise resmi yürütmenin adayının seçimle belirlenen K.Karaca olduğunu belirtmesi üzerine üçlü anlaşamamış ve sonunda yedinci kişiyi boş bırakarak uzlaşmaya varmışlardır. Ancak grup yetkililerinin ifadelerinde YS’ler M.Ecevit’e, DSD’liler K.Karaca’ya oy vereceğini belirtmiştir. SB olarak salonun önünde yaptığımız değerlendirmede hiç girilmesin diyen arkadaşlar olmuşsa da büyük çoğunluk ve yürütme sözcüleri sadece kendi adaylarımıza oy verilerek çıkılmasının doğru olduğunu belirtmiş ve grup olarak da böyle yapılmıştır. (Ayrıca konuya ilişkin tutanak tutulup imzalanmıştır.)

Sonuç olarak Kamuran KARACA 190 oyla asil MYK Üyeliğine, Ayşe EREN 56 oyla yedek MYK üyeliğine seçilmiş olup, 2.Adayımız Fevzi KILINÇ 51 oy almış, Disiplin Kurulu adayımız Mustafa KALYONCU seçilememiştir.

15 Mayıs 2005 tarihinde tamamlanan KESK Genel Kurulu’ndan tam 6 gün sonra 21 Mayıs günü Eğitim Sen’in kapatılma davasına karşı Ankara’da yapılan merkezi eylemi fırsat bilen bu arkadaşlar, illerden gelen SB’ci arkadaşlardan sadece canlarının istediğini (işlerine geleni) çağırarak alel acele bir toplantı yaparak yeni Türkiye Yürütmesini (M.DEMİR, M.ECEVİT, F.EŞGÜNOĞLU, MAHİR ULUS, CEVDET ÖZTÜRK, ORHAN YILDIRIM, YÜKSEL ADIBELLİ) belirlediklerini bir yazı ile kamuoyuna duyurmuşlardır. Arkadaşlarımız öyle hızlı çalışmışlar (!) ki; hemen 1 Haziran günü, Haziran 2005 Bildirisini çıkarmışlardır.

Bu bildirinin en dikkat çeken yanı Eğitim Sen Genel Kurulunda ezici çoğunlukla yönetimlere girilmelidir denilmesine karşın, hayır biz istemiyoruz girilmemelidir deyip, sonra 3 yıldır örgütün en tepesinde (M.ECEVİT’in) görev yapıp, 15 Mayısta hiçbir grup hukukunu tanımadan, grup toplantısına gelmeden aday olup, Yurtsever Emekçiler’in desteğine rağmen kazanamayışından 15 gün sonra “.......... öğretmen örgütçülüğünün, 2005 yılında sorgulanması gereken bir sürece girmiş” olduğunun ifade edilmesidir.

Ancak bu yetmemiş arkadaşlarımız esas amaçlarını daha sonra satır arasına saklayarak söyleyebilmişlerdir. Arkadaşlarımız “eğitim çalışanlarının sendikasız bırakılmalarına izin vermeyeceklermiş” aslında bu mantık ne yazık ki, açık seçik Eğitim Sen’in kapatılmasını istiyor. Kapatılacağının propagandasını yapıyor. “Tüzüğün 3 Temmuz’da değiştirilemeyeceğini” söylüyorlardı. Hatta söylemeye kalmayıp 3 Temmuz Olağanüstü Genel Kurulda Mahir ULUS kürsüden tüzüğün 2/b maddesindeki, “...... bireylerin anadillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini” ibaresinin çıkarılmaması gerektiğini söylüyor ama oyunu bile kullanmadan salondan ayrılıyordu. Zaten Eğitim Sen Başkanlar Kurulu’nda da arkadaşlarımız bu tüzüğün değiştirilmemesi gerektiğini belirtmişlerdi.

Ancak daha 6 ay kadar önce SB Türkiye Yürütmesi tarafından 19 Ocak 2005 tarihinde  yapılmış olan “tüzük değişikliği dahil” bu sorunun o zaman çözülmesini isteyen çağrısını da bu arkadaşlar şubelerinde dağıtmışlardır.

Ne kadar çok birbirine benziyor. O zamanki yürütme üyesi F.EŞGÜNOĞLU ‘da Eğitim Sen Genel Kurulu’nun 1. günü yapılan toplantıda katılımcılar bir yandan aday belirlemeye çalışırken arkadaş 10-15 gündür bir fiil sürdürdüğü ittifak görüşmeleri konusunda en azından sorumluluğu gereği katılımcıları bilgilendirmesi gerekirken, “susma hakkını kullanmış”, 2. gün Genel Kurul saat 10.00 da başlamasına karşın defalarca telefon görüşmesi yapılarak, saat 13.00 te sözde sözcü ile birlikte ancak Genel Kurul alanına gelmeleri sağlanmış, ondan sonra da arkadaşımız SB Grubunun kararına rağmen bu kez de “kişisel tercih hakkını kullanarak görüşmelere katılmayacağını” belirtmiştir. Grup başkalarını görevlendirince de yürütmeyi by-pas ettiniz deme cüretini göstermiştir. Ancak bu cüretkarlık tükenmemiş, kimi zaman susma hakkını, kimi zaman (son gün son anda) görüşmecilikten çekilme konusunda kişisel tercihini kullanan bu arkadaşımız KESK sürecinde birden bire olağanüstü bir istekle bütün SB Yürütmelerinden habersiz görüşmeci oluvermiş....

Sonuç olarak, Eğitim Sen Genel Kurul sürecinde ortaya çıkan, bu gün çok daha farklı noktalara savrulmuş olarak devam eden bu sorunlara  ilişkin daha pek çok tutarsızlık saçmalık söylenebilir. İhtiyaç duyulduğunda da söylenecektir. Ancak şunlar unutulmamalıdır.

1-  Bugün yaşananların altındaki tek neden M. Ecevit’in yeniden KESK MYK’sına taşınmak istenmesidir. Bu açıkça hem Türkiye toplantısında hem de tek tek iller aranarak söylenmiştir. Bunun için tüm yollar mübah  sayılmasına karşın başarılamayınca savrulmalar başlamıştır.

2- Fahrettin Eşgünoğlu, M. Ecevit’in KESK’e taşınmasını, SB Gurubu’nun çıkarlarına tercih etmiş, ittifak görüşmelerini kendi kafasında bitirmiş, kafasında bitirdiği bu şeyi gurubun kararı haline getirebilmek için olmadık bahaneler uydurmuş, başaramayınca dostu ve sözcüsüne bağlılığını ortaya koymuştur.

3- Mustafa Demir zaten ilgilisi ve bilgisinin olmadığı sendikal mücadele ve Sendikal Birlik alanından oldukça uzak ve etkisiz kalmıştır. Bu durum bir ölçüye kadar anlaşılabilir. Ancak arkadaşımız özellikle Eğitim Sen Genel Kurul sürecinde grubun birlik bütünlüğünü korumak için bir irade ortaya koyamamış sonuç olarak hem kendisi hem SB’i dağıtmıştır. Ve SB Grubunun sözcüsü olmak yerine Mustafa Ecevit ve Fahrettin Eşgünoğlu’nun sözcüsü olmayı yeğlemiştir.

4- Bu kişiler Eğitim Sen Genel Kurulunda yönetimlerde olunmasın diyerek her şeyi kırıp döktükten  bir ay sonra KESK MYK’sına aday olabilmiş, 19 Ocak 2005’te anadilin tüzükten çıkarılması için SB Yürütmesi tarafından yazılan “Çağrı”yı sahiplenirken 6 ay sonra Başkanlar Kurulu ve Genel Kurul’da “hayır tüzükten çıkarılmasın” diyebilmiş, üç yıldır örgütün en tepesinde (KESK MYK ve Eğitim Sen Denetleme Kurulu Üyesi) görev yaptıktan sonra tekrar KESK MYK’ya aday olup kazanamayınca yeni sendika tartışmaları başlatmışlardır. Korkarız ki yalnız SB’i değil, demokratik öğretmen hareketini de bölmeyi/parçalamayı kafalarına koymuşlar.

5- Bütün olumsuzluklara karşın bu 3 kişiye 11 Haziran 2005 günü Türkiye Yürütmesinin (4 kişi) çoğunluğu olarak son bir yazı gönderilerek 7 yürütme üyesinin yeni Türkiye Yürütmesinin seçileceği geniş bir Türkiye toplantısını organize etmek üzere biraraya gelmesi için yazılı çağrıda bulunulmuş. Ancak yine her zaman olduğu gibi hiçbir yanıt alınamamıştır.

6- Bundan böyle bu üç kişinin SB Grubu ile hiçbir ilişkisi kalmamıştır.

7- Söz konusu bu üç kişinin önderliğinde yürütülen tutarsız, dayatmacı, kariyerist çabaları yalanla dolanla insanlara yutturmak için 9-10 Temmuzda İzmir’de bir toplantı yapılacağı ifade edilmektedir. Esas olarak gizli emellerin uçlarının açığa çıkacağı bu toplantıyı bizlerin onaylaması mümkün değildir.

8- SB grubu Eğitim Sen’in sahibidir. Bizim sendikamıza sahip çıkarak kapatılmasını engellemek en öncelikle görevimizdir. Eğitim Sen’i kapattırmayacağız. Ancak bizim görevimiz esas o zaman başlayacaktır. Bu örgütü, birlik ve bütünlüğünü bozmadan politik grupların arenası haline getirme çabalarına karşı çıkarak, tüm eğitim emekçilerinin örgütü haline getirmekte, yine SB’nin en temel sorumluluğu olacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

EĞİTİM SEN SB TÜRKİYE YÜRÜTMESİ

H.FAHRİ VURAL TÜRKİYE SÖZCÜSÜ

ALİ BERBEROĞLU

KAMURAN KARACA

ALİ GENÇAĞA GÜZEY

HAŞİM KOZAKBAŞ

ALİ RIZA DEMİR

FEVZİ KILINÇ