|
4 Temmuz 2005 Tarihinde Ankara'da Yapılan Eğitim Sen Sendikal Birlik Türkiye Toplantısı Sonuç Bildirisi Dünyada
ve ülkemizde sendikal mücadele ciddi bir kriz yaşamaktadır. Bu durumun
birinci nedeni; Küreselleşme adı verilen süreçle birlikte dünyanın
emperyalizmin yeni bir biçimi ile karşı karıya kalmış olmasıdır. Bu yeni
biçim kendi iktidarını küresel sömürgecilik yöntemleriyle kurmaktadır. Eski
Sovyet ülkelerinde “renkli devrimler” le emperyalizmle işbirliği içinde
davranan mevcut iktidarlar yerine doğrudan emperyalizm tarafından
yetiştirilmiş kadroların işbaşına getirilmesi ile tamamlanırken, Afganistan
ve Irak’ta bir fiil askeri işgallerle klasik sömürgecilik yöntemleri
kullanılmış, ülkemizde uygulanan yöntem ise iktisadi-siyasal işgallerdir.
Ekonominin serbestleştirilmesi, özelleştirmeler ve yabancılaştırma, kamu
hizmetlerinin daraltılması ve yok edilmesi, bu işgalin kurucu ayakları
olmuştur. Bu
politikalar doğal olarak emekçilerin hak kayıpları sonucunu getirmiş,
emekçilerin haklarını koruyup geliştirmeyen, yeni haklar kazanamayan sendikal
hareket üyelerine, emekçilere güven veremeyen, onlar için çekim merkezi
olamayan bir noktaya düşmüştür. Sendikal hareketin kriz yaşamasına neden olan en önemli faktör
kuşkusuz söylediğimiz bu küresel emperyalizmin uyguladığı iktisadi-siyasi
işgaldir. Ancak ülkemizde sendikal hareketin krizinin bizden, örgütlerimizin
kendi içinden kaynaklı nedenleri de vardır. Hatta çoğu kez kendi içimizden
kaynaklı bu nedenler günlük yaşamın pratiği içinde esas nedenlerin önüne bile
geçebilmektedir. ÖR: KESK Genel Kurulu’nda yaşanan “bayrak krizi” denen
olayın örgütümüzde yaşattığı sorunun bizden kaynaklı olduğu ortadadır. Ayrıca
bizden kaynaklı bu vb. sorunları kendi irademizle doğru sendikal bir
yaklaşımla çözmemiz işten bile değildir. Bu
genel değerlendirmelerin dışında bir yıldır sendikamız hakkındaki kapatma
davası sürmektedir. Kuşkusuz bu davayı çok çeşitli boyutlarıyla
değerlendirmek mümkündür. Ayrıca 3 Temmuz 2005 günü gerçekleştirilen
olağanüstü genel kurulda, davayı gerekçesiz bırakıp Eğitim Sen’i kurtarmak
için yapılan tüzük değişikliği olumlu ve her şeye karşın örgütün sağduyuyla
attığı bir adımdır. Ancak
bu süreçte öncelikle 3 Temmuzda tüzüğün değişmeyeceğini söyleyerek, hatta
tüzük değişse bile Eğitim Sen’in açık kalmasının mümkün olmadığı savıyla daha
doğrusu Eğitim Sen’in kapatılmasından medet umarak, kişisel geleceklerini
bunun üzerine şekillendirme çabasıyla yürütülen yeni sendika
tartışmalarını şiddetle reddediyoruz. 15
Mayıs 2005’e dek bu örgütlerin en üst birimlerinde 3 yıldır görev yapmış
olmalarına karşın, daha 15 gün öncesine dek değerlendirme yapmak bir yana
ısrarla “uyumlu çalıştığını” söyleyenlerin, hiçbir grup hukuk vb.
tanımadan tekrar aday olup, “Yurtseverlerin ”desteğine karşın kazanamayınca,
birden bire bir değerlendirme yapıp, dün evet dediklerine bugün hayır diyerek
ortaya attıkları yeni sendika tartışmalarını ciddiye almak, yada onaylamak
veya güven duymak mümkün değildir. Böylesi bir yaklaşımın yarın da bugün
söylediklerini ve yaptıklarını inkar etmesi veya tersini söylemesi yüksek bir
olasılıktır. Çünkü, insan bir kere kariyerizmin batağına batmaya görsün.
Artık çırpındıkça daha çok batar. Ancak SB olarak bizi en çok üzen şey,
bugün bu tutumu gösteren arkadaşların geçmişte kendilerini grubumuz içinde
ifade etmiş olmalarıdır. Bu
genel değerlendirmeler ışığında toplantıda varılan sonuçlar şöyledir. Sendikal Mücadele ve Eğitim Sen’e
İlişkin
1. Emperyalizme karşı
bağımsız Türkiye talebi başattır. Vazgeçilmezdir. Emperyalizme karşı
bağımsızlıkçı duruş ülkemizin değerlerine yaklaşımımızın da temelini
oluşturmalıdır. 2. Ülkemizin birlik ve
bütünlüğü, üniter yapısı tartışılmazdır. 3. Örgütsel bağımsızlık
esastır, bu konuda en küçük bir taviz sözkonusu olamaz. Ancak bugüne dek
örgütümüzde yaşananlara bakıldığında, Eğitim Sen’in birkaç siyasi
partinin yan örgütü görünümü verdiği bilinen bir durumdur. O
nedenle önümüzdeki süreçte Eğitim Sen bu görünümden kurtulmalı, bir an
önce tüm eğitim emekçilerinin örgütü olma hattını yakalamalıdır. Artık
örgütümüzün siyasi grupların öznel siyasal tercihlerini dayattığı ya da
birbirlerine üstünlük sağlama mücadelesinin yürütüldüğü bir yer olmaya
tahammülü kalmamıştır. Bu konuda herkes artık örgütsel sorumluluğun
bilincinde olmalıdır. 4. Sendikalar vb.
demokrasi mücadelesi verirler. Hatta çoğu kez bir ülkede demokrasinin düzeyi
bu örgütlerin varlığı durumu vb. ile ölçülür. Ancak sendikaların
demokrasi mücadelesindeki rolü çokça abartılıp, ayrıca demokrasi
mücadelesinin de çok belli olmayan sınırları zorlanarak, ülkenin en
temel, en ağır sorunları demokrasi mücadelesinin içine koyulup
sendikaların önüne getirilirse günlük yaşadığı sorunları sendikaların
gündeminde göremeyen üyelerin örgütten uzaklaşmasına hatta kopmasına
neden olmaktadır. Bu nedenle sendikamız demokrasi mücadelesi verme
adına asli görevlerini unutmamalıdır. Bu mücadelelerin “at başı” gitmesi
gerektiği gerçeğinden hareketle, emekçilerin her yeni kazanımının, demokrasi
mücadelesinde kazanılmış bir mevzi olduğundan hareket etmelidir. 5. Sendikal mücadele biran
önce özelde üyelerin, genelde emekçilerin ortak taleplerini asıl gündem
yapmalıdır. Yani eğitim emekçilerinin işyerinde, günlük yaşamda
yaşadıkları sorunlar neyse, Eğitim Sen’in birincil gündemi ve talebi de
bunlar olmalıdır. Bu taleplerin siyasetle olan bağını doğru yerden
ilişkilendirerek, önüne gerçekleştirilebilir hedefler koymalı, mutlaka
üyelere yansıması hissedilecek somut kazanımlar yaratmalıdır. 6. Sendikal mücadelenin din, dil, ırk, siyasi düşünce, felsefi inanç ve etnik köken farkı gözetmeksizin emek eksenli bir sınıf mücadelesi olduğu unutulmamalı, bu bağlamda etnik temele dayalı talepleri sendikal mücadelenin başat talepleriymiş gibi gösteren davranışlardan kaçınılmalıdır.
7. Eğitim Sen’e yönelik
kapatma davasının 3 Temmuz 2005 Genel Kurulu’nda alınan kararla -ki
SB olarak çok önceden beri tüzüğün değiştirilmesini savunduk- önemli
ölçüde boşa çıkarıldığına inanıyoruz. Konunun sıkı takibi sürdürülmeli,
sendikamızın kapatılmasının önüne geçilmelidir. Kuşkusuz bu sorunun
çözümü önceliktir, acildir, elzemdir. Ancak konu bu sorunun çözümüyle
bitmeyecektir. Son süreçte yaşananların sendikamız üzerinde yarattığı
tahribatların biran önce onarılması ve örgütümüzün güven veren, hak
alan, işyerlerinde etkili, bir konuma taşınması için herkes, her anlayış
yaşananlardan ders çıkararak örgütsel sorumluluğunu ortaya koymalıdır. Sendikal Birlik’e İlişkin
1. Sendikal Birlik (SB)
Eğitim Sen’lidir ve öyle kalacaktır. SB aynı zamanda
Eğitim Sen’in hatta tüm kamu emekçilerinin büyüyebileceği yanıdır. Biz
SB olarak, bir yandan sendikamızda yaşanan sorunlara karşı Eğitim Sen’in
doğru bir sendikal hat tutturarak gerçekten ülkemizdeki tüm eğitim
emekçilerinin örgütü olması için uğraşırken, diğer yandan
büyütebileceğimiz yanımızla örgütümüzü büyütmeye, tabanın iradesinin
yukarılara yansımasını sağlamak için tüm gücümüzle çalışmaya devam
edeceğiz. 2. SB olarak hiçbir
koşulda grubumuzun bölünmesinden parçalanmasından yana olmadık. Ancak
hiçbir şahsın da bir yerlere getirilmesi için “zıplama tahtası” olmadık.
Bugüne dek SB hukuku neyse bugün de öyle davrandık. Herkesinde öyle davranmasını
istedik. Bu bağlamda SB’nin parçalanmaması içinde bugüne dek birçok şeyi
görmezden gelerek sorumlu davrandık elimizden geleni yaptık. Ancak SB “üç
kişi”nin dayatmasına da boyun eğecek bir grup değildir. Bu nedenle
kişiler kalır, mücadele devam eder. Biz mücadelemize devam edeceğiz. 3. Eğitim Sen’e gelince
biz “Sendikal Birlik” (SB) adını boşuna almadık. Grup olarak ta sendika
olarak ta en geniş birlikten yanayız. Hiçbir zaman “bir bölen”
olmadık olmayacağız. Hele çeşitli kesimlerin kapatmak için tüm
güçleriyle örgütümüze yöneldikleri bir süreçte “ayrı sendika”
tartışmaları Sendikal Birlik’çiyim diyenlerin işi olamaz. Bu işin
literatürdeki adı bellidir. Ayrıca örgütümüzün çokça sorunu olduğu
hepimizce bilinmektedir. Ancak toplumsal mücadelede sorunlardan
kaçılmaz, onlarla mücadele edilir. Biz mücadele etmeye devam edeceğiz. 4. Sendikal hareketin
temel sorunlarından birisi de , gerçekçi ve gerçekleşebilir bir
programının olmayışıdır. Bu bağlamda Sendikal Birlik olarak önümüzdeki
günlerde program tartışmalarının yaşanacağı geniş katılımlı bir toplantı
yapılacaktır(toplantı yeri için ev sahipliği yapma önerisinde bulunan
illerin önermeleri Türkiye Yürütmesi tarafından değerlendirilecektir).
Söz konusu toplantının sonucunda ortaya çıkacak program SB’nin bugüne
dek ortaya koyduğu temel ilkeler ışığında yolumuzu açıp aydınlatacak
gerçekçi ve gerçekleşebilir, eğitim emekçisinin taleplerine yanıt
olabilen, üyelerin kendisini bulduğu ayakları ülkemiz topraklarına
basan, ülkemiz insanına özgü bir tarzla, TÖS, TÖB-DER geleneğinin gerçek
mirasçısı olmamıza rehberlik edecektir. 5. Biz SB olarak, öncelikle
üyesinin çalışanının, emekçilerin sorunlarını esas alırken, ülke
sorunlarına duyarsız kalmadan ülkemizdeki her yurttaşın kendisini
birinci sınıf yurttaş hissettiği, herkesin dilini, kültürünü özgürce
öğrenip geliştirdiği, toplumsal eşitliğin hedeflendiği tam bağımsız, demokratik Türkiye özlemi içinde olan büyük Eğitim Sen’i
yaratmak için mücadele ediyoruz. Bu idealdeki herkesle mücadele
ortaklığımızı sürdürmekte en küçük bir kaygımız yoktur.
SENDİKAL
BİRLİK TÜRKİYE YÜRÜTMESİ HASAN FAHRİ
VURAL (SÖZCÜ) ALİ
BERBEROĞLU KAMURAN
KARACA HAŞİM
KOZAKBAŞ ALİ
GENÇAĞA GUZEY ALİ
RIZA DEMİR
|